Olan Trossard'ın törenine oldu!

Bir transfer sadece bir futbolcunun gelişi değildir. Bazen bir isim, bir camianın heyecanını, umudunu ve yeniden ayağa kalkma arzusunu temsil eder. Mohamed Salah da Beşiktaş taraftarı için tam olarak böyle bir anlam taşıdı. Dünyanın tanıdığı, kariyeri başarılarla dolu büyük bir yıldızdan söz ediyoruz. Böyle bir oyuncunun siyah-beyazlı formayı giymesi, sadece saha içindeki kaliteyi değil, kulübün marka değerini de bambaşka bir noktaya taşıyabilecek bir hamle olurdu. Ancak süreç ilerledikçe Salah transferi, taraftarın gözünde büyük bir heyecandan belirsizliğe dönüşmeye başladı. Bir hafta önce transfer bitmiş gibi bir hava oluşturuldu, beklenti zirveye çıktı. Sonrasında yaşanan gelişmeler ise taraftarda doğal olarak bir hayal kırıklığı yarattı. Burada asıl soru şu: Büyük transferler bu kadar erken kamuoyunun önüne çıkarılmalı mıydı Eğer görüşmeler olumlu ilerliyorsa ve umut varsa, bu süreç son ana kadar büyük titizlikle yürütülmeliydi. Çünkü transfer dünyasında bazen bir kelime, bir açıklama ya da oluşan bir algı bile dengeleri değiştirebilir.

Trossard'ın imza töreninde tribünlerden yükselen "Salah" sesleri de üzerinde düşünülmesi gereken bir görüntüydü. (20 bin taraftarın katılımıyla statta Belçikalı dünya yıldızı bir oyuncu için düzenlenen törende Başkan Serdal Adalı'ya ithafen "Ya Allah Bismillah Mohamed Salah" tezahüratı yapılmıştı.) Yeni transfer edilmiş bir futbolcunun karşısında başka bir yıldızın beklentisinin öne çıkması, Belçikalı oyuncu açısından da kolay bir durum değildi. Bu noktada sorun taraftarın heyecanı değil; sürecin yönetiliş biçimiydi. Beşiktaş taraftarı büyük hedefleri olan bir taraftardır. Kulübünün yeniden zirve yarışına dönmesini, Avrupa'da ses getirmesini ve büyük oyuncularla anılmasını ister. Bu beklenti de son derece doğaldır. Önder Özen'in açıklamalarındaki sakinlik, detaylara verdiği önem ve futbol aklı dikkat çekti de...