İtaliano, Beşiktaş'a 3 önemli şey getirdi!

Beşiktaş, rakibine nefes aldırmadığı, tribünleri ayağa kaldırdığı ve sahadaki iştahıyla "Ben buoyunu ciddiye alıyorum" dediği bir gece yaşattı taraftarına. Güç farkı vardı ama Beşiktaş rakibini hafife almadı. Tam tersine, maçın ilk düdüğünden itibaren aynı ciddiyetle, aynı disiplinle ve yüksek tempoyla oynadı. Rakibine üçüncü pası yaptırmamak için adeta nefesini kesti. Topu kaybettiğinde hemen gerikazanmak istedi. Her ikili mücadelede, her ikinci topta, her hücum başlangıcında aynı iştah vardı. Ve bu enerji tribünlere de yansıdı. Sahada Beşiktaş, tribünde Beşiktaş taraftarı... İki taraf birbirini besledi. Üstelik senaryo da başlı başına güzeldi. Sol bek ortalıyor, sağ bek golatıyor. Bu sadece bir gol organizasyonu değil; takımın oyuna bakışının da küçük bir özeti aslında. Savunmacıların bile hücumun içinde olduğu, herkesin oyunun bir parçası olduğu, pozisyonların çalışılmış bir düzen içinde geliştiği bir Beşiktaş izledik. Topa sahip olma, pas isabeti ve tehlike yaratma konusunda rakibinin açık ara önündeydi Beşiktaş. İkinci yarıda da aynı disiplin devam etti. Sahada bitmeyenbir açlık vardı. Ve bu takımda her maç birkaç satırı özellikle Orkun Kökçü'ye ayırmak artık neredeyse gelenek hâline geldi. Kaptan, orta sahada oyunun merkezinde. Topun dağıtımı onun elinde, temponun kontrolü onun ayağında. Penaltıya kadar da oyunun birçok bölümünde etkiliydi. Set hücumlarında, geçişlerde ve rakip yarı sahadaki konumlanmalarda takımına yön verdi