İtalya karşısında alınan ağır yenilginin en düşündürücü tarafı, sadece skor değildi. Sahada savunma organizasyonu adına neredeyse hiçbir şey yapamadık. Basit top kayıpları, kopuk hatlar ve savunmada verilen boşluklar, İtalya'nın işini fazlasıyla kolaylaştırdı. İlk gol korner sonrası Bastoni'nin dönüş vuruşuyla geldi. Ardından peş peşe yapılan basit pas hataları ve savunma zaafları geldi. Orta saha ile savunma arasındaki bağlantı koptu. İtalya hızlı geçişlerde her defasında tehlike yarattı. Biz ise buna çözüm üretemedik. Altay Bayındır için de kolay bir gece olmadı. Uğurcan'ın cezalı olması nedeniyle kaleyi devralan Altay'ın üzerinde zaten ciddi bir baskı vardı. Üstelik Manchester United'dan Celta Vigo'ya kiralanan milli kaleci, bu sezon kulübünde henüz resmi maçta forma giymemişti. Ritmi olmayan bir kalecinin, milli takım seviyesinde böylesine kritik bir maçta kaleye geçmesi elbette büyük bir sınavdı ve kumardı. Gollerdeki çaresiz görüntüsü de bu tabloyu daha ağır hale getirdi. Ancak bütün faturayı Altay'a kesmek doğru olmaz. Çünkü problem kaleden çok daha büyüktü. İtalya karşısında takımın ne yapmak istediğini anlamakta zorlandık. Ne önde organize bir baskı vardı ne de top kaybedildiğinde doğru bir geri dönüş. İtalya basit paslarla, ikinci topları kazanarak ve savunma arkasındaki boşlukları kullanarak kalemize geldi. Montella'nın ilk 11 tercihlerinden oyun planına kadar sorgulanması gereken çok nokta var.

15