Beşiktaş'ın bugün geldiği noktayı yalnızca sahadaki skorlarla anlatmak eksik kalır. Çünkü ortada bir sonuçtan çok daha fazlası var. Siyah-beyazlı takımda değişen yalnızca oyun değil; çalışma anlayışı, takım içindeki iletişim ve kazanma arzusu da değişmiş durumda. İtaliano, göreve geldiği ilk günden bu yana işi sıkı tutuyor. Çalışmaların başından sonuna kadar merkezde kendisi var. Antrenmanlarda ciddiyet, disiplin ve yüksek konsantrasyon istiyor. Yerinde durmuyor, futbolcularla birlikte çalışmanın içine giriyor. Hatta futbolcuların kendi aralarında, "Hoca bu kadar koşarken biz nasıl duralım" diye konuştukları belirtiliyor. İtaliano'yu farklı kılan sadece saha kenarındaki enerjisi değil. Asıl farkı, antrenman sonrasında futbolcularıyla kurduğu iletişimde görmek mümkün. Kadrosundaki her oyuncuyla iletişim kuruyor. Onun gözünde yalnızca ilk 11'de forma giyen futbolcular yok. Yedek kalan oyuncunun da takımın bir parçası olduğunu hissetmesini sağlıyor. Kızması gerektiğinde kızıyor, takdir etmesi gerektiğinde takdir ediyor. Ama en önemlisi, oyuncularına kendilerini değerli hissettiriyor. İşte bütün bunlar sahaya yansıyor. Çünkü futbolda bazen taktik kadar, hatta bazı anlarda taktikten daha fazla takım olabilmek önemlidir. Beşiktaş'ın dün sahaya yansıttığı coşkunun, isteğin ve arzunun altında da bu takım olgusu yatıyor. Maça geldiğimizde ise ortaya çıkan tablo çok netti.

23