Ergin Ataman'ın, Tel Aviv'deki duruşu spor tarihine geçecek cinsten. Hem cesur hem vakur hem de son derece etkili. Düşünsenize, önceden tehditler almış ('İsrail'e gelme' diye), 300 taraftar soyunma odası girişinde küfür ve hakaretle karşılıyor, salonda 15 bin kişi maç boyu aynı şeyi yapıyor. Ama Ataman ne yapıyor Başını dik tutuyor, eller cebinde, sakin ve umursamaz bir şekilde salona giriyor. Maç boyunca bacak bacak üstüne atıp oturuyor. Bu tavırla resmen 'Siz ne yaparsanız yapın, ben buradayım ve işimi yapıyorum' diyor. Provokasyona gelmiyor, sinirlenmiyor, yumruk sıkmıyor (en azından gösteriş için yapmıyor), sadece işine odaklanıyor. Maç sonrası da net: "Bu basketbol değil, NBA'de böyle şey görmedim. Hakemler, yetkililer işini yapmıyor. Yine geleceğim, hukuki yollara başvuracağım."
Bu duruşu ben şöyle yorumluyorum: Kişisel cesaret seviyesinin zirvesi. Çoğu insan ya geri adım atar ya da sinir krizi geçirirdi. Psikolojik üstünlük kurmuş. Taraftarı daha da çıldırttı, çünkü umursamazlığı onları delirtti. Provokasyona kapılmamak en büyük zafer. Milli gurur boyutu da cabası. Türkiye'de "Türk duruşu" diye patladı sosyal medya, TBF hemen kınama ve EuroLeague'den inceleme talep etti. İnsanlar "Siz siyonistseniz ben de Türk'üm" mantığını görüyor ve alkışlıyor. Bence bu tavırla sporun ötesinde bir mesaj verdi: Tehditlere, hakarete boyun eğmemek, dik durmak ve işini yapmak. EuroLeague'in bu sefer gerçekten adım atması lazım (cezalar, inceleme vs.). Yoksa yine geçiştirirler ve bu tür şeyler normalleşir.
NOA LANG VASIFSIZ BİR FUTBOLCU DEĞİL!
Noa Lang, Galatasaray'a imza attı. Taraftar çok da beğenmedi. Her kafadan bir ses çıkıyor. Oyuncuyu itibarsızlaştırmak isteyen büyük bir kesim oldu. Kendisi için Avrupa'da da çok ateşli, asi, egosu yüksek ve provokatif bir karakter yorumu yapılıyor. Öyle mi değil mi tam bilmiyoruz! Futbolculuk hayatında yaşadığı olaylar elbette var. Fakat kendisini özellikle Okan Buruk istemiş.

14