Beşiktaş'ta teknik direktör arayışı yalnızca bir hoca seçimi olmaktan çıktı. Yönetim, aslında kulübün gelecekte nasıl bir futbol kimliğiyle yoluna devam edeceğine karar vermeye çalışıyor. Sergen Yalçın'ın ayrılığının üzerinden 10 gün geçti ama hâlâ net bir isim üzerinde uzlaşılmış değil. Bu da gösteriyor ki yönetim bu kez sadece günü kurtaracak değil, uzun vadeli bir yol haritası çizecek bir isim arıyor. Önder Özen ve yönetim cephesi yoğun mesai harcıyor. Gündeme gelen isim sayısı neredeyse 15'i buldu. Ancak her adayın bir tarafı eksik kaldı. Kimi tecrübeli ama heyecan vermiyor, kimi kariyerli ama maliyeti yüksek, kimi ise taraftarı ikna edecek profile sahip değil.
Tam da bu noktada ortaya Filipe Luis ismi çıktı. Ahmet Bulut aracılığıyla Jorge Mendes bağlantısından yapılan girişim, aslında Beşiktaş'ın nasıl bir teknik adam profiline yöneldiğini de gösteriyor. Çünkü Filipe Luis klasik bir "Yangın söndürücü" değil. O, modern futbolun içinden gelen yeni nesil bir teknik adam adayı. Oyunculuk kariyerine baktığınızda zaten önemli bir futbol aklı görüyorsunuz. Atletico Madrid'de Simeone gibi bir teknik adamın sisteminde yıllarca oynadı. Chelsea'de Premier Lig seviyesini gördü. Savunma disiplini, geçiş oyunu, baskı organizasyonu gibi modern futbolun temel yapılarını elit seviyede deneyimledi. Bugün birçok kulübün genç teknik adamlarda aradığı şey de tam olarak bu: Saha içi vizyon. Flamengo'da kısa sürede kazandığı kupalar da tesadüf olmamalı. Takımına modern, agresif ve önde baskılı bir oyun oynattı. Genç oyuncularla iletişimi güçlü bulundu. Brezilya'da birçok futbol insanı onu geleceğin büyük teknik adamlarından biri olarak görüyor. Ancak işin diğer tarafı da var. Çünkü teknik direktörlük kariyeri henüz çok kısa. Daha iki yılı bile tam doldurmadı. Avrupa'da hiç çalışmadı. Ve en önemlisi; Türkiye Ligi, özellikle de Beşiktaş gibi büyük kulüpler, yalnızca futbol bilgisiyle yönetilebilecek yerler değil. Burada medya baskısı var. Hakem gündemi var. Sosyal medya kaosu var. Her hafta değişen psikolojik iklim var. Bir galibiyetle kahraman, iki mağlubiyetle hedef haline geliyorsunuz. Türkiye'de teknik direktörlük bazen taktik bilgisinden çok kriz yönetimi gerektiriyor. Flamengo'da başarılı sonuçlara rağmen görevden ayrılması da bu yüzden soru işareti yaratıyor. Evet, sportif olarak başarısız değildi. Ama kulüp içi yönetim süreçlerinde yaşanan problemler ve kriz yönetimi tartışmaları hâlâ konuşuluyor. Üstelik lisans konusu da ayrı bir problem başlığı olarak masada duruyor. Bu yüzden Filipe Luis tercihi aslında Beşiktaş'ın ne istediğini gösterecek. Eğer hedef; gençleşen, modern futbol oynayan, sabır gösterilen bir proje takımı kurmaksa bu hamle çok doğru olabilir. Hatta birkaç yıl sonra "Beşiktaş büyük teknik adamı herkesten önce keşfetti" denebilir. Ama hedef ilk üç ayda şampiyonluk baskısı yaratmaksa, sabırsız bir ortamda her puan kaybında kriz üretilecekse, o zaman bu tercih ciddi risk taşır. Çünkü Filipe Luis bir "hazır çözüm" değil.
AZİZ YILDIRIM: AYKUT KOCAMAN
HAKAN SAFİ: ROBERTO MANCİNİ
Fenerbahçe'de seçim atmosferi artık klasik bir başkanlık yarışının çok ötesine geçmiş durumda. Hakan Safi ile Aziz Yıldırım arasındaki tansiyon her geçen gün biraz daha yükseliyor. Sert açıklamalar, karşılıklı göndermeler, kulis savaşları... Camia adeta büyük bir kırılmanın eşiğinde. Ama asıl düğüm 6 Haziran'da çözülecek. Çünkü o gün sadece iki aday konuşmayacak; Aslında Fenerbahçe'nin geleceğe nasıl bir yol haritasıyla ilerleyeceği anlatılacak. Kürsüde kurulacak cümleler, yapılacak vaatlerden çok daha önemli olacak. Bazen seçimleri projeler değil, liderlik hissi kazanır. 7 Haziran'da da sandık kurulacak.. Ve doğal olarak herkesin aklındaki en büyük soru şu: Yeni teknik direktör kim olacak

36