Mesele teknik direktör değil futbol aklı!

Fenerbahçe'de yıllardır aynı film oynuyor. Teknik direktör geliyor, umutlar yeşeriyor, büyük hedefler ortaya konuyor. Bir süre sonra işler tersine dönüyor, kriz başlıyor ve kaçınılmaz son geliyor: Ayrılık! Ardından yeni bir hoca, yeni bir başlangıç ve yine aynı hikâye...Peki, hiç kimse dönüp de "Biz nerede hata yapıyoruz" diye sormuyor mu
İsmail Kartal tercihi, Fenerbahçe açısından başından itibaren ciddi soru işaretleri taşıyordu. Uzun vadeli bir başarı hikâyesinin nasıl kurulacağı, takımın hangi oyun anlayışıyla sahaya çıkacağı ve bu projenin ne kadar sürdürülebilir olduğu tartışılmalıydı. Ancak bütün bu soruların yanıtı yeterince netleşmeden sezona başlandı. Bu tercih bir kumardı. Sonuçta yine kaybeden Fenerbahçe oldu.İsmail Kartal, takıma beklenen güçlü oyun kimliğini kazandıramadı. Fenerbahçe'yi hem sahada hem de psikolojik anlamda rakiplerine üstünlük kurabilen bir takım haline getiremedi. Dokuz hafta geride kaldığında gelinen nokta ortada: Teknik direktör yok, gelecek planı belirsiz, camiada soru işaretleri büyük! Şimdi herkes yeni hocanın kim olacağını konuşuyor. İsimler havada uçuşuyor, adaylar sıralanıyor, adeta papatya falları açılıyor. Sanki doğru isim bulunduğu anda bütün sorunlar kendiliğinden çözülecek! Peki, gerçekten öyle mi Fenerbahçe'yi şampiyon yapacak bir hoca aramak kolay, o şampiyonluğu getirecek sistemi kurmak zordur. Yeni gelecek teknik adamdan kısa sürede mucize yaratması beklenecek. Takımı toparlayacak, oyuncuların özgüvenini yükseltecek, taraftarın güvenini kazanacak ve şampiyonluk yarışında iddialı bir konuma taşıyacak.