Donnarumma'nın hatasını Günay Güvenç yapsaydı ne olurdu

Türk futbolunun kısır çekişmeleri ve hakem tartışmalarından kurtulmak için Premier Lig'e kaçan yazar, İngiltere'de bulduğu futbol keyfi Türkiye'de neden mümkün değil?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Türk futbolunun güzel oyun yerine sadece skorla ilgilendiğini, hakem tartışmalarıyla çevrili olduğunu ve kötü tezahüratlarla boğulduğunu söylerken, Premier Lig'de 7 günde 6 maç izleyerek yaşadığı deneyimi paylaşıyor. İddiası, İngiltere'de kaybetse de taraftarların oyunculardaki beceriyi takdir etmesi, Türk futbolunun ise bu olgunluğa sahip olmadığı yönündedir. Peki, bu fark gerçekten futbolun özünde mi, yoksa yazarın seçici bakışında mı yatıyor?

Güzel futbol oyununu değil; sadece skor tabelasını ve galibiyeti seven bir ülkenin evlatlarıyız. 'Futbol ülkesiyiz' yalanını pek seviyoruz.

Her hafta PFDK sayfasında çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ceza alan takım sayısına bakıyor musunuz Küfürün olmaması için sahaya pankartla çıkılan ama bir gram fayda etmeyen başka bir ülke hatırlıyor musunuz Sosyal medyada "Bize sövülürken yayıncı kuruluş ses kısmadı, rakibe sövülürken kıstı" tartışmalarını başka liglerde görüyor musunuz Her ne kadar skandal yönetim ve atama tarzıyla MHK çanak tutsa da, yıllardır sadece hakem üzerinden konuşulan başka bir lig var mı Premier Lig'i 12 senedir yılda en az iki dönem bizzat yerinde izleme şansı buluyorum. Kısır çekişmeleri, çirkin tezahüratları, kötü futbolu ve hakem tartışmalarını ardımda bırakıp, futbolun mabedinde detoksun hazzını yaşıyorum..

BİR DAHA DENK GELMEZ

İngiliz takımlarının Avrupa kupalarındaki başarısı, Premier Lig'in olağan akışıyla birleşip öyle bir fikstür doğmasına neden oldu ki, soluğu hiç düşünmeden Ada semalarında aldım. 13 Nisan Pazartesi günü Manchester United-Leeds United maçıyla 'perde' dedim. Michael Carrick ile toparlanıp 3. sıraya yerleşen Kırmızı Şeytanlar, düşme hattından uzaklaşma arzusundaki Leeds'e 75 bin taraftarının önünde 2-1 kaybetti. Buna rağmen alkış vardı 90 dakika sonunda. Sir Alex Ferguson'un sadece 6-7 sıra arkamda oturuyor olması anıların en fevkaladelerinden biri olarak yerini aldı.

Haberin DevamıGözden KaçmasınSüper Lig'de 32. haftanın programı açıklandı! Aynı anda oynanacakHaberi görüntüle

ASLA YALNIZ YÜRÜMEYECEK

14 Nisan Salı günü istikamet Şampiyonlar Ligi için Liverpool'du. 45 dakikalık yolculuğun ardından, futbolun kalbinin bambaşka attığı Anfield'daki "You'll never walk alone (Asla yalnız yürümeyeceksin)" şarkısı her zamanki gibi tüyler ürperticiydi. Akıllarda Klopp dönemindeki Liverpool'un muazzam geri dönüşlerinden biri olur mu merakı vardı. İtalyan hakem Mariani'nin 0-0'ken Liverpool'a verdiği penaltı, VAR'dan dönmeseydi bir ihtimal olabilirdi. Ancak fişi, 2 golle Dembele çekti ve PSG yarı finale uzandı.

FUTBOL FAKİRİ BİR MAÇ

15 Nisan Çarşamba öğle saatlerinde Manchester'dan Londra'ya 2.5 saatlik tren yolculuğu sonrası Emirates Stadı'nda soluğu alıyordum. İki takım taraftarının stat çevresindeki birlikte pozları eğlenceliydi. Aynı saatlerde Arda Güler Almanya'da golleri sıralarken, biz ise ilk maçı Portekiz'de 1-0 kazanan Arsenal'in hiç üretemediği futbol fakiri anlara tanıklık ediyorduk. Sporting'in son atağında direği yalayıp giden top, ev sahibinde yürekleri ağıza getirse de tatsız ve golsüz 90 dakikaydı.

Haberin DevamıGözden KaçmasınGalatasaray, Jonathan Rowe'un transferi için Avrupa devleriyle yarışta!Haberi görüntüle

İMDADA ASTON VILLA YETİŞTİ

Neyse ki imdadıma 4. günümde Birmingham'da Aston Villa yetişiyordu. 1.5 saatlik Londra-Birmingham yolculuğunun ardından tarihi Villa Park Stadı'ndaki muazzam atmosfere ve koreografiye merhaba diyordum. Avrupa Ligi koleksiyoncusu Unai Emery'nin takımı, Bologna karşısında ilk maçta aldığı 3-1'lik galibiyeti, evinde 4-0 ile süslüyordu.