ABD İran'ı vurmasın

Türkiye'de reyting hassasiyetiyle ABD'nin İran'ı ne zaman vuracağı, ne şiddette vuracağı, bu gece mi yarın sabaha karşı mı operasyon düzenleyeceği ekranlarda kırmızı kırmızı yazılıyor. Sanki büyük bir şehvetle o vurulma anını bekliyor gibiler.

Çok sevdiğimizden değil ama İran vurulmamalı, daha doğrusu bölgemizde bir savaş olmamalı.

Peki neden

* Savaş demek ölüm demek, kan ve gözyaşı demek.

* Türkiye savaşın kazananı olmadığını biliyor, çözümün diplomaside olduğuna inanıyor.

* ABD'nin Irak'a getirdiği "demokrasiyi" bildiğimiz için İran'a o tarz "demokrasi" gelmesini hayırlı bulmuyoruz.

* İran'ın Venezuela olmadığının farkındayız.

* İran bölgenin fitne kazanı olsa da bu fitne kazanını parçalamak "şu an için" gerekli değil.

* İran'dan çıkacak ateş, aleviyle olmasa bile hararetiyle hem bölgeyi hem dünyayı fena etkiler.

* Hürmüz Boğazı kapanır ticaret yolları ölür, hem bölgeye hem dünyaya ekonomik sıkıntı olur.

* Petrol fiyatları tavan yapar, sonucu pek hayırlı olmaz.

* Ve ayrıca meselenin "Nükleer" olmadığının gayet farkındayız.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE'DEN TERÖRSÜZ BÖLGEYE
İran'ın vurulmasını istemememizin bir nedeni de Türkiye'nin sadece ülke sınırları içinde değil, bu bölgede de teröre karşı olması.
50 kişilik Kardeşlik Komisyonu'nda neredeyse oybirliğiyle onaylandı Terörsüz Türkiye Raporu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "16 aylık çabanın sonunda menzile ulaşacağız" müjdesi, MHP lideri Bahçeli'nin süreci zehirlemek isteyenlere karşı amansız tavrı terörün kökünü kazıyacak.
Ancak buradan attığımız terörün ne İran'da ne de Irak'ta yeniden canlanmaması lazım. Gördük, Suriye güçlendikçe terör mevzi kaybetti. Aynı mantıkla İran vurulursa istikrarsız ortam, terör mikrobunun yeniden canlanmasına neden olabilir. Kaygımız bu yüzden.O KAFALAR DEĞİŞMEZ
Aradan 29 yıl geçti. Hoş bazıları için zulüm 1453'te başladı ama konumuz o değil.
28 Şubat 1997 yılındaki MGK'da alınan kararla başlayan zulmün bin yıl süreceğini söyleyenler şimdi bir ayağı çukurda bekliyor ama o zihniyet değişmiyor, aslında değişmek istemiyor.
Çünkü her halükarda çok konforlu, her halükarda çok asil, her halükarda çok karlı bir alanda yaşadıklarını sanıyorlar. İşte gerekçeleri;
* AK Parti'ye her türlü hakareti yapıyor, adına seçim hürriyeti diyebiliyorlar.
* Bu ülkenin evlatlarına yerli ve milli değerleri anlatmaya çalışanlara seslerini yükseltiyor, adına eğitim özgürlüğü diyebiliyorlar.