Tipik CHP.. Yakut'a evet, Tanrıyar'a hayır

Murat Alan
Bugün
34

Özgür Özel ve Veli Ağbaba'nın ilk refleksi, iddiaları çürütecek doneleri sunup, maddi delilleri ortaya koymak yerine, Tanrıyar'ı yargı sopasıyla susturmak oldu.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na hakaret ve iftira şikâyetleri yapıldı, hesaplar engellendi. Veli Ağbaba'nın Meclis'te "Bir tane kadın her gün video çekip yayınlıyor, müdahale eden yok mu" diye feveran etmesi, "Bunlar yalan, delillerimiz şunlar" demek yerine "Lütfen susturun" çığlığıydı.

Sadece Tamar Tanrıyar'da değil, bu ahlaksızlığı medya üzerinden ifşa eden gazeteciler ve basın yayın organlarına da ağır eleştiriler yöneltiliyor.

Ben de aynı şeyi söyleyeyim, özel hayata girmeyin bu pespayelik diyeyim..

Tamam da yahu kimsenin nikahlı eşiyle olan münasebetini konuşmuyorlar ki

İktidara alternatif olduğunu söyleyen adamların, iş ya da para vaadi ile 20 yaşındaki kızları otel köşelerinde nasıl kirlettiğini anlatıyorlar.

Bunlar özel hayat olabilir mi

Gündemdeki bu isimler Cumhuriyet Halk Partisi'nin, dolayısıyla ana muhalefet partisinin en tepe isimleridir.

Şimdi yeniden erken seçim istiyorlar. Varsayalım ki bir erken seçim oldu ve bu elemanlar iktidar oldular.. Heybesinde bu kadar ahlaksızlık barındıran isimler bakan sıfatıyla Türkiye Cumhuriyeti'ni yönettiğini düşünün; halimiz ne olur

Tam da burada CHP'nin kronik ikiyüzlülüğü ortaya çıkıyor. Daha dün, kırmızı bültenle aranan, "Delilerin Delisi" lakabıyla bilinen firari Muhammet Yakut'un videolarını manşetlere taşıyan aynı zihniyet şimdi "özel hayat" kalkanına sığınıyor. Sosyal medyada çektiği videolarda birçok siyasetçi, sanatçı ve iş insanı hakkında ağır iddialar ortaya atan, küfürler savuran Yakut, Avrupa'da bir genelev/sauna kulübünde yüksek doz uyuşturucu kaynaklı bir ölümle hayatını kaybetti. CHP medyası ve bazı milletvekilleri bu videoları ve iftiraları büyük bir iştahla gündeme taşıdı, rakip siyasetçilerin ailelerine, eşlerine ve özel hayatlarına yönelik en ağır iftiraları "iddia ediliyor" ambalajıyla servis ederek geniş çaplı linç kampanyaları düzenledi.

O günlerde "özel hayatın gizliliği", "masumiyet karinesi" ya da "mahremiyet" gibi kavramlar hiç kimsenin aklına gelmiyordu.

Aksine, FETÖ döneminden kalan kasetler, yasa dışı dinlemeler ve benzeri yöntemler üzerinden siyaset dizaynına en büyük desteği yine bu çevreler veriyordu.

Ne oldu da dün alkışladıkları, paylaştıkları, linç aracı olarak kullandıkları bu yöntemler, bugün kendi vekillerinin ve yöneticilerinin adı geçince aniden "namus"