Bunu sorun CHP'lilere, "ama şey, ıııı, yaa tamam da adam dürüst görünüyordu ne bilsin başkanımız" diyecekler.
Soylu, o dönemde İçişleri Bakanı olarak meseleyi yakından takip ettiklerini defalarca belirtti. Meclis tutanaklarında ve soru önergelerine verdiği cevaplarda net bir çizgi çizdi: "Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca olayın adli soruşturmasının beraber takip edildiği ve Vali Tuncay Sonel hakkındaki iddiaların asılsız olduğu anlaşılmıştır."
Başsavcılık "asılsız" diyorsa, bakan ne yapacaktı Elindeki resmi raporlara ve adli görüşe dayanarak hareket etmesi mi suç
"Tüm soruşturmalarımızı ortaya koyduk, bu konudaki tüm işler gerçekleştirildi ve biz bir cinayete rastlayamadık" demesi, o günkü veriler ışığında yapılmış bir açıklama..
Soylu AK Parti Hükümetinin bakanı.. Gülistan Doku cinayetinin kimin döneminde çözülmüş AK Parti Hükümeti döneminde..
O dönem "AKP katilleri koruyor" manşeti atanlara soruyorum, cinayeti CHP'nin zart zarttan sorumlu gölge bakanı mı aydınlattı
Bar köşelerinde partiyi ele geçirmeye çalışan ayyaşlar mı olayı çözdü
Bilmem kaç duruşmadır 2 villayı nasıl aldığını anlatamayan Eko mu devreye girdi
Maalesef kamunun içinde herkes sütten çıkmış ak kaşık değil, Tunceli'de devletin gücünü katili aklamak için kullanan şahısların hepsi, yine bu iktidar döneminde tek tek araştırılıp bulunuyorsa, ben bunu ancak alkışlarım. Suçlu kim olursa olsun kayırılmıyor, azıcık bir delile ulaşıldığında anında harekete geçiliyor derim.
Bugün tutuklu olan eski Vali Sonel'in ifadeleri üzerinden Soylu'ya "örtbas" veya "koruma" iftirası atılıyor. Ancak Soylu'nun savunduğu nokta hâlâ geçerli.. "Yürüyen soruşturma çerçevesinde, Başsavcılığın görüşü doğrultusunda cevap verdik. Çarpıtılıyor, iftira" diyerek bugün de aynı duruşu koruyor. Üstelik "Ucu nereye giderse gitsin soruşturulsun. Kimsenin makamı, mevkii, pozisyonu bir kızımızın canından kıymetli değildir" diyerek soruşturmanın sonuna kadar gitmesini istiyor. Bu, vicdan sahibi bir siyasetçinin duruşudur.
Peki Soylu neden muhalefetin, özellikle CHP ve onun eteklerinin altına saklanan marjinal sol çetenin bu kadar yoğun hedefinde
Çünkü Soylu, o kesimlere yıllarca kan kusturdu. DHKP-C terör örgütü ve onun legal sahada faaliyet gösteren sözde avukatlık yapılanmasını yerle bir etti.
Çağdaş Hukukçulardı değil mi! Halkın Hukuk Bürosuydu değil mi!
Kırsaldaki örgütü imha ederken, legal alandaki lojistik ve propaganda destekçilerini de büyük operasyonlarla dağıttı. "Ne zaman PKK'nın avukatları içeri tıkılır o zaman Türkiye'de PKK diye göreceksiniz bir şey kalmaz" sözü boşuna değildi.
Terör örgütünün legal görünümlü uzantılarını hedef almak, marjinal sol çevreleri en çok rahatsız eden hamlelerden biri oldu.
Terörle mücadeledeki kararlı duruşu da cabası. Bakanlıkta odasında oturup masa başı nutuk atmadı; kar, soğuk, çamur demeden operasyon bölgelerine gitti, asker ve polisle omuz omuza durdu. Bu gerçekler ortadayken, Gülistan Doku dosyası üzerinden Soylu'ya

29