İspanya'ya ödetilen bedel!

Murat Alan
Bugün
27

Bu, tek bir olay değildi.

II. Hasan dönemi boyunca Fas, Siyonist rejimle gizlice el ele yürüdü. Muhaliflerin kaçırılmasından istihbarat paylaşımına, Batı Sahra meselesinde Batılı destek arayışına kadar... Saray, kendi çıkarını "Filistin davası"ndan üstün tuttu. Halkına "İslam kardeşliği" nutukları atarken, arka kapıdan Siyonist rejimle flört etti. Bugün aynı çizgi, oğul Muhammed VI döneminde daha da pervasızlaştı. 2020'de Abraham Anlaşmaları'yla normalleşme, ABD'nin Batı Sahra'yı tanıması karşılığında İsrail'le diplomatik ilişkiler... Fas, "stratejik ortaklık" adı altında Siyonist rejimin Kuzey Afrika'daki ileri karakolu haline geldi.

Şimdi Sebte'ye dönelim. 2021'de benzer bir kriz yaşanmıştı. O zaman İspanya'nın Polisario lideri Brahim Gali'yi tedavi etmesi, Fas'ı kızdırmış; sınır kontrolleri gevşetilince 8-12 bin kişi Ceuta'ya akın etmişti. Bugün rakamlar katlanmıştır.. 50 bini aşkın insan, onlarca ölü. İspanya'nın dış politika tercihleri, Fas'ın göçü silah olarak kullanmasına yol açtı deniyor. Doğru. Ama asıl derinlikte yatan, Fas'ın Siyonizm-ABD eksenine daha sıkı bağlanması ve İspanya'nın Gazze tutumuna karşı yürütülen misillemedir. Batı Sahra'da Rabat'ın elini güçlendiren, Siyonist lobinin ve Washington'un desteğidir. Göç dalgası, hem İspanya'yı cezalandırmak hem de Avrupa'ya, "karşı çıkarsanız İsrail'e, hepinizin başına benzer şeyler gelir" mesajı vermektir. İsrail yetkililerinin Sebte krizini alaya alıp, "Madem göçmenlere bu kadar merhametlisiniz, Gazzelileri de alın" demesi, bu hesabın açık itirafıdır.

Avrupa'nın tepkisi de manidardır. İtalya Başbakanı Meloni, Schengen'in askıya alınmasından bahsediyor. Finlandiya benzer tonda konuşuyor. Oysa Avrupa, yıllardır Fas'a sınır polisi rolü biçti, para aktardı, anlaşmalar yaptı. Oysa şimdi İspanya'yı tehdit ediyorlar. Schengen'den çıkarma tehditleri, hukuken kolay değildir; tek taraflı yapılamaz. Ama panik, Avrupa'nın ikiyüzlülüğünü bir kez daha ifşa ediyor..

Göç, işine geldiğinde "insan hakkı", işine gelmediğinde "istila"dır. İspanya Gazze'deki soykırıma ses çıkarırken alkışlanmıyor; ses çıkardığı için cezalandırılıyor.

Bizim için asıl ders, ümmet coğrafyasındaki ihanetlerin sürekliliğidir. II. Hasan'ın 1965'teki kaydı, 1967 yenilgisinin kırılma noktalarından biriydi. Bugün aynı zihniyet, Abraham Anlaşmaları'yla, istihbarat işbirlikleriyle, "barış" maskesi altında devam ediyor. Fas halkı mazlumdur, yoksuldur, göç yollarında can vermektedir. Not olarak düşelim, İspanya'nın da Afrika'da hangi mantıkla toprağı bulunur. Bunu da eleştirelim, İspanya'nın Endülüs'te yaptıklarını unutmadığımızı söyleyelim ama niye şimdi sorusuna da soralım!