Ekrem'le Maduro ortak noktası ne

Ekrem'le Maduro ortak noktası ne

MURAT ALAN

Dün Sözcü'nün 1. sayfasında yine ticari faaliyet vardı..

Kuşe kağıda Atatürk takviminden bahsetmiyorum.. Rakı bardağına baskı işi ya da "Atatürk leblebiyi çok severdi" kitabı falan da değil..

Bunlar önemli hizmetler tabii de, olay farklı!..

Ekrem'le ipleri koparan Sözcü ekibi, ellerini açıp barış ilan etmişler..

Yılmaz Özdil'de "bu benim organizasyonum" dercesine birinci sayfasından numara çekmiş..

Başlık şahane, "Yılmaz Özdil yorumladı, ikisi de yatağından alındı."

ABD tarafından ülkesinden kaçırılan Venezuela Devlet Başkanı Nikolas Maduro ile hırsızlıktan alınan Ekrem İmamoğlu'nu ilişkilendiriyor Özdil.

Kullandığı ifadeler özetle şöyle: "Cumhurbaşkanı yatağından alınıp tutuklanır mı deniyor. Sen önce kendi ülkende yaşananlardan rahatsız ol. CHP'nin cumhurbaşkanı adayını evinden, yatağından alıp Silivri'ye tıkmadılar mı Böyle rezalet var mı Sen Maduro'dan rahatsız olacağına önce kendi ülkende yaşanandan rahatsız ol. Bugün seçim olsa Ekrem İmamoğlu Türkiye'nin cumhurbaşkanı değil mi Ekrem İmamoğlu, benim oy verdiğim büyükşehir belediye başkanım. Cumhurbaşkanı adayı olsa yine oy veririm."

Devamında da şunları söylüyor: "Benim cumhurbaşkanı adayımı, Türkiye'nin 2024 seçiminde birinci partisi olan CHP'nin cumhurbaşkanı adayını yatağından alıp hapse koymadılar mı Sen hangi Maduro'dan bahsediyorsun. Önce bu köleleştirme abasını konuşalım."

Bu sözler, muhalifliğin artık analiz sınırlarını aşarak açık bir çarpıtma biçimine dönüştüğünün net bir göstergesi.

Kurgulanan benzetme hem hukuki hem siyasi hem de tarihsel olarak temelsiz..

Öncelikle kıyaslamanın zemini yanlış. Maduro'nun durumu ortada. 3 Ocak 2026'da ABD Başkanı Donald Trump'ın talimatıyla Amerikan özel kuvvetleri Caracas'ta doğrudan bir operasyon gerçekleştirmiş, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro eşiyle birlikte yatak odasından zorla alınarak helikopterle ülke dışına çıkarılmış ve New York'ta federal mahkemeye götürülmüştür. Bu açık bir yabancı askeri müdahaledir. Bir ülkenin seçilmiş devlet başkanının, başka bir ülkenin ordusu tarafından kaçırılmasıdır. Uluslararası hukukun ağır ihlalidir. Venezuela'nın egemenliğine doğrudan darbedir.

Rusya, Çin, İran sert tepki göstermiş, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde kriz yaşanmıştır. Türkiye de bu olaya açık biçimde "egemenlik ihlali" demiştir. Erdoğan'ın yıllardır savunduğu çizgi, dış müdahalelere karşı durmaktır.

Peki, Ekrem İmamoğlu meselesi nedir 2025 Mart ayından bu yana Silivri Cezaevi'ndedir. Suçlamalar; yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve organize suç iddialarıdır. Bu süreç yabancı bir ordunun baskınıyla mı başlamıştır Hayır. Türkiye Cumhuriyeti'nin kendi savcılarının yürüttüğü, kendi mahkemelerinin baktığı bir iç hukuk sürecidir.

İBB'ye dair milyarlarca liralık ihalelerde usulsüzlük iddiaları, tanık beyanları ve belgeler dosyalara girmiştir. Muhalefet bunun siyasi olduğunu savunabilir. Ancak bu durum, bir devlet başkanının yabancı güçlerce kaçırılmasıyla aynı kefeye konulamaz. Yapılan, açık biçimde elmayla armudu karşılaştırmaktır.