Cumhurbaşkanına hakaret suç olmaktan çıkarılsın!

Cumhurbaşkanına hakaretsuç olmaktan çıkarılsın!
MURATA ALAN

Siyasette bazen tek bir açıklama, bir partinin bütün hukuk anlayışını ve hatta ahlaki kimliğini ele verir. Başlıktaki ifade CHP'ye ait.. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, İzmir Bayraklı Adliyesi önünde Cumhurbaşkanına hakaret suçunun kaldırılmasını savunurken aslında sadece bir yasa maddesini değil, partisinin gerçek zihniyetini tarif ediyor..

Kendi sözlerinden okuyalım..

"Cumhurbaşkanına hakaret diye bir suç düzenlendiği yıllarda cumhurbaşkanlığı tarafsız ve partilerden uzak, sembolik bir görevi olan bir statüydü. O zaman cumhurbaşkanına hakaret suçunun düzenlenme sebebi bu sembolik, tarafsız statünün korunmasıydı. Ancak bugün artık taraflı bir cumhurbaşkanı söz konusu, bir partinin genel başkanı bugün cumhurbaşkanı…"

Bu cümlenin en yalın tercümesi şudur: "Cumhurbaşkanı Erdoğan söz konusu ise hakaret etmek suç olmamalı. Ağız dolusu sövsün bizim kitle.. Halk mı seçmiş, kişilik hakları mı bize ne.."

Yani CHP'ye göre bir makama gösterilecek saygının ölçüsü hukuk değil, o makamda kimin oturduğudur.

Mesela Ahmet Necdet Sezer döneminde CHP'nin hiç şikayeti var mıydı ilgili kanundan yana!

Hatta Sezer adına milleti savcılığa ihbar ediyorlardı..

İşte CHP'nin bütün meselesi budur..

İlke değil, isim meselesi. Hukuk değil, hedef meselesi.

Çünkü aynı CHP, konu Atatürk olduğunda bambaşka bir dile bürünüyor..

Atatürk'ün hatırasına hakaret suçunun cezasını artırmak için kanun teklifleri verir; 1–3 yıl olan cezaları 5–10 yıla, hatta daha fazlasına çıkarmaya çalışır.

Öyle işkembeden sallamıyoruz..

Tarih verip isim söyleyelim..

CHP Sinop Milletvekili Barış Karadeniz, 7 Mart 2018 tarihinde Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun değişikliği önergesi verdi.

Ve "bu cezalar az, ne ki 3 yıl hapis.. En az 10 sene yatmalı Atatürk'e hakaret edenler" dedi..

Kimseye sövülemez.. Kimsenin kutsalına hakaret edilemez, bende buna evet derim ama tarihi kaynaklardan deliller sunarak bilimsel çalışmalar yapan akademisyenler hakkında da dava açılması mantıklı değil..

Akılla izah edilemez..

Neyse biz CHP'lilerin ikiyüzlülüklerine dönelim..

Söz konusu 5816 sayılı kanun ise ifade özgürlüğü akıllarına bile gelmez. Orada özgürlük bir anda tehdit olur, eleştiri bir anda suç olur, söz bir anda hapis sebebi haline dönüşür.

Baronları, Odaları, STK kılığına girmiş cümle teşkilatıyla toplu davalar açarlar..

Ama konu bu milletin nitelikli çoğunlukla seçilmiş ilk cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olunca sigorta atar..

CHP birdenbire küfür etme özgürlüğünü savunur..

Hakaret özgürlüktür, küfür haktır, aşağılamak demokrasidir.

Bu, basit bir çelişki değildir.

Bu, bilinçli bir ahlak tercihidir. CHP'nin hukuk anlayışı evrensel ilkelere göre değil, siyasi nefretin yönüne göre işlemektedir.

Sevdiğini koruyan, sevmediğini hedef tahtasına koyan bir anlayıştır bu. Hayatta olmayana zırh giydirip, diriye kurşun sıkma özgürlüğü talep eder CHP..

Daha da ibret verici olan, bu ikiyüzlülüğün sadece rakiplerine karşı değil, kendi içlerinde bile normalleşmiş olmasıdır.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, partisinden ayrılan bir belediye başkanı için kullandığı "p.ç" ifadesi hâlâ hafızalardadır.

Normal bir siyasi kültürde bu söz bir skandal olur, derhal özür dilenir, utanç vesilesi haline gelir, parti disiplin kurulları devreye girerdi.

Ama CHP'de olmadı. Tam tersine, kendi yazarları, kendi yorumcuları, kendi medyası bu ifadeyi neredeyse bir liderlik gösterisi, bir "netlik" örneği, "yiğitlik vesikası"