Çanak yalayan çok, "çalmadı" diyen yok!
MURAT ALAN
CHP ve CHP kalemşörleri, Ekrem İmamoğlu'nun duruşması üzerinden tam saha pres yapıyor.
"Ekrem başkan şöyle el salladı", "Ekrem başkan öpücük attı", "selamlama konuşması yapmak istedi mahkeme engel oldu", "milletimiz bu davaya inanmıyor", "Cumhurbaşkanı sloganlarıyla karşılandı" vs.vs…
Akademik hırtın biri müthiş (!) laf etmiş: "Psikolojik üstünlük ele geçirildi."
Ne psikolojisi evladım seçim meydanı mı orası.. Yolsuzluk davası..
Şu duruşmayı takip eden yandaşlar arasında biri de çıkıp, "başkanım çalmadın değil mi İşte mahkeme karşında, fırsat bu fırsat.. Anlat rezil et şunları" demez mi ya!
Yok arkadaş yok..
Çanak yalayan çok, "çalmadı" diyen yok..
Hepsi aynı ağızda.. "Başkanımız hakime haddini bildirdi" diyor.. Milletin kesesinden beleş Roma gezisi yapan Saraçhane Bülbüllerinin soramadığını biz soralım..
Gelin, bu algı operasyonunun arkasındaki gerçeklere bakalım.
Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde kurduğu iddia edilen çıkar amaçlı suç örgütü lideri olarak tutuklu yargılanıyor. Savcılık, onu örgüt lideri olarak gösteriyor ve rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, nitelikli dolandırıcılık, suç gelirlerini aklama gibi iddialarla 2 bin 352 yıldan 2 bin 430 yıla kadar hapis cezası talep ediyor.
Bu, 407 sanıklı dev bir dava.
İmamoğlu, iddianamede 142-143 ayrı eylemden sorumlu tutuluyor.
İddianame yaklaşık 3 bin 800 sayfa; metro kredilerinin amaç dışı kullanımı, iş insanlarından zorla bağış toplanması, kamu kaynaklarının usulsüz aktarımı gibi çok ağır iddialar içeriyor.
Peki CHP'liler bu delilleri çürütüyor mu
Hayır.
Belgeleri, mali kayıtları, banka transferlerini, tapu devirlerini, itirafçı ifadelerini tek tek yalanlamalarını bekliyorsunuz değil mi
Çok beklersiniz..
"Adalet istiyoruz", "siyasi dava", "millet inanmıyor" diye ortalığı velveleye veriyorlar.
Üstelik bu ikiyüzlülük sadece CHP kadrolarıyla sınırlı değil.
Sözde tarafsız, "objektif" gazeteciler ve yorumcular da aynı oyunu oynuyor.
Dosyadaki yüz binlerce sayfalık belge, MASAK raporları, tapu kayıtları, itirafçı beyanları dururken, duruşmada yaşananları "mağduriyet şovu" diye çerçeveleyip, Ekrem İmamoğlu'nu yağlıyorlar.
Adam kürsüye çıkıp selamlama konuşması yapmak istiyor..
Lan hırsızlıktan yargılanıyorsun; devlet şeref madalyası takdim töreninde değilsin.
Mahkeme usul gereği izin vermiyor; hemen "demokrasi katlediliyor", "susturuluyor" naraları yükseliyor.
El sallama, öpücük gönderme, slogan attırma sahnelerini ballandıra ballandıra anlatıyorlar.
Ama aynı kişiler, iddianamedeki somut delillere tek satır değinmiyor.
Belgeleri inceleyip çürütmek yerine, duruşma salonunu tiyatro sahnesine çeviren İmamoğlu'nu "kahraman" ilan ediyorlar.
Bu, gazetecilik değil… Tarafgirlik ve algı yönetimidir.
Şimdi, anlatamadıkları yolsuzluklardan en çarpıcı birkaç örneği verelim.
Bana göre en dikkat çekeni Sarıyer'deki villa skandalı.
Savcılık iddianamesine göre, suç tarihinde toplam değeri 480 milyon TL ile 1.5 milyar TL (yaklaşık 50 milyon dolar) arasında gösterilen 2 (1 tane daha var ama çözemedik henüz) lüks villa, İBB'den milyarlarca liralık ihale alan iş insanı Ali Nuhoğlu'ndan rüşvet olarak İmamoğlu'na devredilmiş.

23