Beklentimiz büyük değil.. Işın Gürel adaleti istiyoruz..

Murat Alan
16.06.2026
66

Elbette hiçbir gazetecinin darp edilmesi kabul edilemez; fiziki şiddet, haber alma hakkına saldırıdır. Ancak o dönemin ana akım medyası bunu "meydan dayağı", "şeriatçı vahşet" diye sundu. Görüntüler tüm tv'lerde günlerce döne döne yayınlandı, infial körüklendi.. Gerilimi tırmandırmak için bireysel bir olay ulusal krize dönüştürüldü.

Kudüs Gecesi ise Filistin dayanışması, intifada temalı tiyatro ve uluslararası konukların katıldığı bir etkinlikti.

Medyada abartılı "cihat çağrısı", "şeriat ilanı" diye yansıtıldı.

Bu olay ve hemen ardından gelen Gürel vakası, Refahyol hükümetine karşı topyekûn bir kampanyanın malzemesi yapıldı.

Tanklar Sincan'a indi, MGK bildirisi çıktı, Erbakan hükümeti düşürüldü ve Refah Partisi kapatma davasında bu görüntüler delil olarak kullanıldı. Bireysel bir darp (üstelik saldırganın psikolojik sorunları olduğu belirlendiği halde) adeta hükümetin suçuymuş gibi sunuldu.

Saldırgan 40 gün kadar cezaevinde kaldı ve mahkum oldu.

O dönemki "laik hassasiyet", her şeyi Refah Partisi aleyhine çevirmekte ustaydı.

Şimdi gelelim 9 Haziran 2026'ya. Akit TV muhabiri Muhammet Can Bulut ve kameraman Nuh Güneş, TBMM Dikmen kapısı önünde canlı yayın yaparken Özgür Özel ve yolsuzluktan Silivri'de tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu yandaşlarının saldırısına uğradı.

Tekme, tokat, yumruk, ağır hakaretler...

Muhabirin ameliyatlı dizine darbe, ekip dakikalarca tartaklandı. Olay canlı yayına yansıdı.

Soruşturma açıldı, şikayetçi oldular, görüntüler var. Ama şu ana kadar (Haziran 2026 ortası) tutuklama veya etkili gözaltı haberi yok.

Herifler yıllardır "havuz medyası" yalanını diline dolamış gidiyor, hangi havuz o ya

Biz hiç o havuzda serinlemedik.. Hiç görmedik öyle bir havuz.

Hep söylerim, adamlar canlı bombasını omuzlarda taşıyor, biz haklı davamızı savunmakta acizlik yaşıyoruz..

Neyse devam edelim..

Akit TV muhabirlerine saldıranlar "elini kolunu sallaya sallaya" gezmeye devam ediyor.. Akit Medya protesto etti, kınadı. Peki ana akım medya ve "basın özgürlüğü" savunucuları nerede

Yahu "havuz" neredesiniz Her gün birimizin kafası gözü yarılıyor hırsızlar tarafından...

Neredesiniz

Sessizlik ya da "provokasyon" diye geçiştirme...

Özgür Özel çıkıp kürsüden hedef gösteriyor bir medya grubunu, yetmiyor gazetecilerin darp edilmesi sonrası kalabalığa dönüp, "sizinle gurur duyuyorum" diyor..

Bizim taraftan yine ses yok, bizim taraf ifadesini de mecburen kullanıyoruz bilginiz olsun..

"Havuz medyası" mı diyelim bizde! Şık olmaz..

İşte ikiyüzlülük burada patlıyor..

1997'de bireysel bir saç çekme-yere savurma olayı