Hem yoksul hem de yoksun kaldık

Ekonomik anlamda hiç ama hiç iyiye gitmiyoruz. ok küçük bir azınlığın zenginlik deryasında yaşadığı hayatta bir de diğer büyük çoğunluk var.

Türkiye'de artık insanlar ay sonunu değil, haftanın sonunu getirmeye çalışıyor. Maaşlar daha hesaba yattığı gün eriyor, market fiyatları her geçen gün biraz daha yükseliyor, vatandaş ise temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için krediye ve borca mahkûm hale geliyor.

Sokakta konuşulan tek konu geçim derdi olurken açıklanan resmi veriler bile ekonomideki ağır tabloyu gizleyemiyor.

Bir yanda borç batağına sürüklenen milyonlar, diğer yanda her kalemde artan vergiler ve faiz yükü... Vatandaşın sırtına yüklenen ekonomik maliyet her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Takibe düşen borç miktarlarındaki patlama, bankaların alacak rakamları ve bütçeden faize ayrılan astronomik tutarlar aslında yaşadığımız ekonomik krizin boyutunu açıkça ortaya koyuyor.

Maaşın hesabımıza yatması ile buharlaşması arasında günler, hatta saatler var. En büyük banknotumuz ile çikolata alabiliyoruz. TÜİK verilerine göre dahi enflasyon artık şirazeyi şaşırmış durumda.

Vatandaş ne yapsın

Bildiklerinizi size tekrar yazmayayım.

Gelin size ne halde olduğumuzu ve ekonominin ne olduğunu iki veri ile anlatmaya çalışayım.

2025 yılı itibarıyla takibe düşmüş borç miktarı nüfusumuza bölündüğünde, kişi başına 15 bin 111 Türk Lirası ile İstanbul başı çekiyor. İkinci sırada ise 15 bin 55 Türk Lirası ile Karaman geliyor.

Takipteki borçlar 46 ilde yüzde 100- 200, 32 ilde de yüzde 50-100 arasında artış gösterdi.

Bankaların takibe düşmüş alacakları, Mart 2025 sonunda 347.3 milyar lira iken yüzde 94.3 artış ile 674.7 milyar liraya çıktı. Takibe düşmüş alacak tutarında en borçlu il, yüzde 485.2'lik artış ile Karaman olmuş. 2025 Mart ayında 610 milyon olan takipteki alacak miktarı bir anda 1 milyar 675 milyon Türk Lirası'na yükselmiş.

İnanılır gibi değil.

Bakın, biz nefes alıp verme dışında (şimdilik) her şeye vergi veriyoruz. Hem de öyle böyle değil. Merkezi yönetim bütçesi vergi ve gelir kalemleri ise artmaya devam ediyor. Nasıl artmasın Yurtdışı çıkış harcı 2018- 2025 döneminde yüzde 8283 arttı. Şans oyunları vergisi yüzde 4709 arttı. Motorlu taşıt ÖTV'si yüzde 4447 arttı.

Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın verilerine göre 2026 yılı ocaknisan döneminde ödenen faiz 1 trilyon 115 milyar Türk Lirası. Bakın, bu rakam eski para değil; yeni Türk Lirası cinsinden. Yani 13 haneli bir rakamdan bahsediyoruz.

Bu rakamlar sizin benim sırtımdan alınan vergiler ile karşılanıyor. Zengin ve varlıklılar için sorun yok; "ayranım dökülmesin" bakış açısıyla yaşıyorlar. Dolandırıcılar ve hırsızlar için de sorun yok. ünkü vergi vermiyorlar; vergi vermeseler de sorun yok, ceza davaları zaten yıllar sürüyor.

Yani bu sonuçla ortada kalan biziz.

Bugün gelinen noktada vatandaşın önüne sürekli "sabır", "fedakârlık" ve "kemer sıkma" söylemleri konuluyor. Ancak kemer sıkması istenen hep dar gelirli oluyor. Maaşı eriyen, borçla yaşamaya çalışan, kredi kartı ile ayakta duran milyonlar her geçen gün biraz daha yoksullaşırken ekonomik yükün adil paylaşılmadığı gerçeği toplumun her kesiminde daha fazla hissediliyor.