Türkiye, 150 yıl önce gayrimüslimlerin yaşadığı on binlerce ev ve araziye sahip. Bunların birçoğu ya virane şeklinde duruyor ya da çoktan Hazine tarafından ihale ile satılmış durumda.
Sadece anakkale Fethiye hattında, değil birkaç tane ev böyle bir sürü eski Rum köyü yerleşimleri bulursunuz.
Bunun en büyük örneği de Fethiye'deki Kayaköy Rum Evleridir. Filmlerde bile böyle bir yer bulamazsınız. Turizm Bakanlığı burayı -tabii mevcut kimliğini bozmadan- neden dünya turizmine halen kazandırmadı anlamış değilim.
Böylesine tarihi kültürel bir zenginlik olunca eski Rum evlerine çökmeye çalışanlar da olmuyor değil tabii.
Daha önce gayrimüslim vatandaşlarımıza ait olup Hazine'ye kalan arsalar üzerinden gerçekleştirilen yolsuzluklardan bahsetmiştim.
Bu konu hakkında yazmaya devam edeceğimi belirtmiştim.
Bir olay daha öğrendim.
Anlatayım.
Adı: Yosef Kulaksızoğlu.
İstanbul'da alt soyu olmadan ölüyor. Öldükten sonra geride Beşiktaş'ta iki adet daire, ırağan'da bir adet apartman ve bankada 160 bin Avro para bırakıyor.
Mirasçısı da olmadığı için tüm mal varlığının Hazine'ye kalması gerekiyor. Gerekiyor ama daha önce yazdığım örneklerde olduğu gibi bir avukat ve iş insanı devreye giriyor.
Bu avukat ve iş insanı, Yunanistan'da soyismi benzeyen iki kişi buluyor. Nasıl buluyorlar peki Yine nüfus müdürlüğünde çalışan, ismi daha önce de bu tür olaylara karışmış ve soruşturma geçirmiş bir kişi vasıtasıyla!
Bu avukat ve iş insanı Yunanistan'daki kişileri buluyor. Bu kişilerle yazışmalarında kendilerine miras kaldığını, miras kalan dairelerin virane olduğunu belirtiyorlar ve bunu destekleyecek fotoğraflar gönderiyorlar. Bu kişilere 80 bin Avro karşılığında kalan daireleri alabileceklerini söylüyorlar. Yunanistan vatandaşı bu kişiler için teklif cazip geliyor.
Sonraki aşama ise vekâlet alma süreci...
Yunanistan'daki notere gidiliyor ancak avukat hanım fotoğrafların vekâletin üzerinde olmasını istiyor; noter kabul etmiyor. Bu sefer bunu ayarlayacak başka bir noter bulunuyor ve işlemler hallediliyor.
Ardından zaman geçirilmeden, soy bilgisini aldıkları nüfus memuru vasıtasıyla Yunanistan'daki kişileri ölen Yosef Kulaksızoğlu'nun ölüm kaydına işletiyorlar. Aynı gün Bakırköy'deki notere gidip aldıkları vekâletin çevirisini yaptırıyorlar. Yine aynı gün Gebze Sulh Mahkemesi'ne başvuruyorlar. Ne tesadüf ki mahkemeden de aynı gün mirasçılık belgesini alıyorlar.
Sistemi görüyor musunuz
Bitmedi.
Daha sonra alınan mirasçılık belgesi ile miras kalan taşınmazların satışını yapıyorlar. Satış yapılan kişilerden birisi avukat hanımın görümcesi!
Ancak ortaya muhtar çıkıyor. Muhtar, "Bu taşınmazlarda benim de hakkım var" diyor ve taşınmazlara tedbir koyduruyor. Muhtar dava için kime vekâlet veriyor Tahmin edin. Yine olayların kahramanı avukat hanıma!
Tabii ilk duruşmada da avukat hanım muhtar adına davadan feragat ediyor. Bu sayede ırağan'daki apartman üzerindeki tedbir kalkıyor ve apartman satılıyor.

15