CHP'si, iktidarı; gazetecileri rahat bırakın

Yalan, kumpas, FETÖ'vari operasyon, kurgu...

Normalde çok ağır olan bu sözleri artık sıradan olaylarda dahi duyar olduk. Şeffaf ve hesap verebilir olmayan yapılarda, gizli saklı yapılan olaylar ortaya çıktığında bir tarafın savunduğu argümanlar bunlar oluyor.

Amaç, ortaya konulan gerçeği ve o gerçeği ortaya koyan kişileri itibarsızlaştırmak.

CHP İstanbul İl Başkanlığı'nın hafta sonu yaptığı üye katılım töreninde ortaya çıkanlar tartışılmaya devam ediyor.

BirGün muhabiri Ebru elik, ajanslardan gelen mesajla CHP İstanbul etkinliğine cast ajanslarından figüran temin edileceğini öğreniyor ve kendisi de figüran olarak etkinliğe katılıyor.

Ajans yetkilisiyle WhatsApp üzerinden yazışıyor, fotoğraf gönderiyor ve ardından süreci belgelendiriyor ve haberini yayımlıyor.

Bu haber ortaya çıktıktan sonra ilk tepki Gürsel Tekin'den geldi. "Yalan" açıklaması yaptı ve haberi yapanları savcılığa bildireceğini açıkladı.

Sonrasında iş değişmeye başladı.

Muhabir Ebru elik yeni fotoğraflar ve belgeler yayımlamaya başladı. Durum aslında gün gibi ortadaydı. Av. Yiğit Acar da etkinliğe katılan CHP'li bir kadın üyenin yanlışlıkla ajans otobüsüne bindiğini ve yaşadıklarını dinlediğini açıkladı. Yani olay doğruydu.

Bu kez "yalan" söylemi yerini "kumpas", "kurgu" ve "FETÖ'vari yöntemler" söylemlerine bıraktı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da soruşturma başlattığını duyurdu.

Gürsel Tekin kameraların karşısına geçti ve genç bir muhabir hakkında gençlik kollarından bir kişinin hakaret dolu ses kaydını dinletti. Yetinmedi; BirGün ve haberi yayımlayan Gazete Pencere'nin önceki dönemde aldığı ödemeleri gündeme taşıdı.

Bu bilincini kaybetmiş halleri görünce inanamadım.

Yani, "Daha önce bu yönetimden para alıyorlardı, şimdi anlaşamadıkları için bu haberleri yapıyorlar" demeye getiriyordu.

Ardından Sözcü TV muhabirine röportaj veren bir figüranla ilgili video ortaya çıktı. Bu kişinin Kemal Kılıçdaroğlu'na fiziki zarar vermeye çalıştığı ancak engellendiği öne sürüldü. Daha sonra ise bu kişinin Kılıçdaroğlu'na yaklaşarak hakaret ettiği ve "Hain Kemal" dediği iddia edildi.

Süreç tartışılırken ajans sahibi açıklama yaptı ve "Bu kişileri kendi ajansımdan ben getirdim. Herhangi bir ücret ödemedim. Destek olmak istedim" dedi.

Açıklamayı yapan kişinin Ömer İnci isimli bir ajans sahibi olduğu öğrenildi. Aynı kişi, bir gün önce Halk TV muhabirine gönderdiği sesli mesajda, "CHP Beşiktaş İlçe Gençlik Kolları asistanıyım. Gelen kişiler de benim sivil toplum örgütüme ait kişilerdi" ifadelerini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu ve Gürsel Tekin için baştan aşağıya skandallarla dolu bir durum var ortada.

En nihayetinde BirGün muhabirinin haberi doğru mu Doğru.

Buraya figüranlar gelmiş mi Gelmiş.

Konuyu anlayıp, öğrenip şeffaf bir şekilde kamuoyunu bilgilendirmek ve açıklama yapmak yerine "Yalan, kumpas, FETÖ'vari operasyon, kurgu..." gibi sığ, kurumsallıktan uzak ve sadece kendi üyelerine hitap eden açıklamalar yapmak CHP gibi kurumsal bir partiye yakışıyor mu

Organizasyonun görüntülerini izledim.

Kendi deyimiyle kırk yıllık partili olan Gürsel Tekin'in çok gergin olduğu ilk göze çarpan hususlardan biri. Sahnede genel başkan varken sağa sola bağırması, insanları azarlaması, genel başkanın bulunduğu bir programda konuşmacı sayısının fazlalığı ve abartılı rakamlar kullanılması dikkat çekiciydi.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun en yakınındaki kişileri aradım. Onlar da organizasyonun kötü, katılımın ise coşkulu olduğunu söylediler.

Gürsel Tekin'i de aradım. Eleştirilerimi yüzüne karşı dile getirdim. Organizasyonda sunucu olarak yer alacak kişinin kısa süre kala hastalandığını öğrendiğini, yerine genç ve örgütü tanımayan bir ismin sunuculuk yapacağını ancak bunun da uygun olmayacağını düşündüğü için sunuculuğu kendisinin üstlendiğini söyledi. "Bu da nazar boncuğu olsun" dedi. Kendilerine bir kumpas kurulduğunu ve bunun da ortaya çıkacağını ifade etti.

Ancak gözden kaçan bir durum daha var dostlar.

Hatta bence bu gözden kaçan durum figüran skandalından daha vahim.