Şimdi size garip bir Türkiye tablosu anlatacağım. Adı: Sadık Karayel.
Bir dosyada tanık, başka bir dosyada sanık sıfatıyla yer alıyor. Biraz arattığınızda da siyasi bağlantılarıyla ön plana çıkıyor.
Tabii bugünlük bir durum değil. Yıllar sonra mahkeme evrakları, savunmalar ve haber arşivleri yan yana konulduğunda tekil bir olay değil, bir ilişki ağı görülüyor.
Sadık Karayel'in adı daha önce "suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama ve uyuşturucu ticareti" suçları nedeniyle gerçekleştirilen "Bataklık" operasyonu çevresinde yansıyan haberlerde geçmişti.
DW Türkçe'den Alican Uludağ'ın haberine göre, tutuklu eski Emniyet müdürü Necmettin Yüksek, savcılık ifadesinde Nejat Daş ile kendisini AKP Altındağ İlçe Yöneticisi Sadık Karayel'in tanıştırdığını ileri sürmüştü. Karayel ise Zorlu Center'daki görüşmeyi doğrulamış ancak tanıştıran kişinin kendisi olduğu iddiasını reddetmişti.
Bu ayrıntı dikkat çekiciydi. ünkü haberde adı geçen Nejat Daş, uyuşturucu para trafiği iddialarının olduğu soruşturmanın merkezindeydi. Necmettin Yüksek ise makam aracını ve şoförünü çetenin uyuşturucu parasının taşınması için görevlendirmekle suçlanan eski bir Emniyet müdürüydü. Karayel bu tabloda şüpheli olarak yer almasa da kritik bir buluşmanın etrafındaki isimlerden biri olarak kamuoyuna yansımıştı. Ancak bu dava sonucunda sanıklar beraat etti.
Fakat mahkeme belgeleri, Karayel'in yalnızca bu haberle sınırlı bir figür olmadığını gösteriyor.
Adı: Fatma Karcı.
Sadık Karayel hakkında, "nitelikli cinsel saldırı" ve "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlamalarıyla şikâyette bulundu.
Dosyada önce kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş, bu karar itiraz üzerine kaldırılmış ve kamu davası açılmış. Mahkeme ise 7 Aralık 2023 tarihli kararıyla Karayel'in bu suçlardan beraatına hükmetmiş.
Ancak aynı kişiler arasındaki başka bir dosya farklı bir tablo ortaya koyuyor.
Ankara 48. Asliye Ceza Mahkemesi'nin gerekçeli kararında taraflar bu kez karşılıklı şikâyetçi ve sanık konumunda yer almış.
Suç başlıkları; hakaret, tehdit ve ısrarlı takip.
Mahkeme kararına göre Fatma Karcı, Karayel hakkında birden fazla kez uzaklaştırma kararı aldırdı. Buna rağmen Karayel'in mesaj atmaya, telefon etmeye, işyerine ve kapısına gitmeye devam ettiği kabul edildi.
Mahkeme, bu eylemlerin Karcı üzerinde ciddi huzursuzluk ve endişe yarattığını belirtti.
Dosyada yalnızca taraf beyanları değil; WhatsApp yazışmaları, koruma kararları, tanık anlatımları ve Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi dosyası da delil olarak değerlendirildi.
Karcı'nın ifadesinde Karayel'in okula giderek odasını bastığı, telefonuna el koyduğu ve işinden attırmaya çalıştığı iddiaları yer alıyor.
Mahkeme, Karayel'in gönderdiği kabul edilen mesajlarda hakaret ve tehdit suçlarının oluştuğu sonucuna vardı. Karayel ise savunmasında mesajları kendisinin göndermediğini, tehdit ve hakarette bulunmadığını ileri sürdü. Ancak mahkeme bu savunmayı kabul etmedi.
Sonuçta mahkeme, Karayel hakkında ısrarlı takip suçundan 2 yıl hapis cezası belirledi; hakaret ve tehdit suçlarından da adli para cezasına hükmetti. Ancak davada hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi. Bu ayrıntı önemli. ünkü mahkeme eylemleri sabit görmüş.
Bu iki dosya yan yana konulduğunda karşımıza katmanlı bir tablo çıkıyor. Bir yanda ağır ceza dosyasında beraat, diğer yanda asliye ceza dosyasında ısrarlı takip, tehdit ve hakaret yönünden mahkemenin kabulü bulunuyor.
Bir kişiyi beraat ettiği suçtan mahkûm olmuş gibi göstermek ne kadar yanlışsa başka bir mahkemenin sabit gördüğü eylemleri yok saymak da aynı ölçüde eksik bir anlatım olur.
Sadık Karayel ismini neden anlattığıma gelelim.

16