İnsanlığın bir toplum olarak var olduğu dönemlerden bu yana aradığı iki şey var: Birincisi ekmek, ikincisi adalet. Tarihin bütün devinimi bu iki temel taş üzerinde ilerlemedi mi
Sümerler, ekmeği azalınca çatırdayıp yıkıldı. Babil, adaleti kaybedince yok oldu. Osmanlı, kadılık babadan oğula geçmeye başlayınca yavaş yavaş yok oldu.
İnsanoğlunun en eski tartışmalarından biridir bu... Adalet dediğimiz kavram, hakikatin üzerine inşa edilir; yanılsamanın hüküm sürdüğü yerde ise adalet yerini suiistimale bırakır.
Eğer müdahale edilmezse bu ülkede de adalet bir yanılsamadan ibaret kalacak.
Gelin neden böyle söylediğimi anlatayım.
Skandal bir olaya ulaştım. Savcıları dolandırmaya çalışan birilerinden veya bir çeteden bahsetmek istiyorum size. Dolandırılmak istenen isimler arasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek bile var.
Sayın başsavcıyla da konuştum, doğruladı.
Bu köşeyi okuyan okurlarım hatırlayacaklardır. Eskişehir'de emekli bir yurttaşımızın borsa yatırımı için dolandırıldığı ve şikâyeti ile başlayan soruşturmanın akabinde İstanbul Maltepe'de son bulan dolandırıcılık dosyasını yazmıştım.
Savcılık bu kişilerin yine bağlantılı olduğu Ramazan Erkul ve Mine Cengiz gibi isimlerin önderliğini yaptığı yasadışı bahis parasını aklayan bir yapıyı da ortaya çıkardı ve yargılama başladı.
Bu dosyadaki gelişmeleri de yazacağım ancak bu soruşturma sürerken ortaya çok çarpıcı bir durum çıktı.
Soruşturmayı yürüten savcıyı, dahili hattan 1 Temmuz 2025 tarihinde saat 10.13'te kendisini "Berlin büyükelçisi" olarak tanıtan bir kişi arıyor. Yasadışı bahis finansı iddiası ile soruşturulan Ramazan Erkul'u tanıdığını, bu şahsın masum olduğunu ailesi tarafından kendisine iletildiğini, bu hususta lehte bir değerlendirme yapılıp yapılmayacağını, ayrıca MASAK raporu geldiğinde adli kontrol düşünüp düşünmeyeceğini soruyor.
Savcı şaşırıyor fakat ketum bir şekilde dosyada gizlilik kararı olduğunu, bilgi vermeyeceğini söylüyor. Sonrasında kendini büyükelçi olarak tanıtan kişi savcının cep telefonunu istiyor. Savcı tekrar arayacağını düşünerek cep telefonu numarasını veriyor. Hemen akabinde Berlin Adli Müşavirliği'nde görevli hâkim aranıyor ve bilgi veriliyor.
Berlin adli müşaviri, 3-4 ay önce Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın da aynı şekilde arandığını bildirmiş.
Ertesi gün yani 2 Temmuz'da bu sefer saat 16.07'de +49 ile başlayan bir numaradan savcının cep telefonu aranıyor. Savcı hoparlörü açıyor ve yanındaki meslektaşının da duymasını sağlıyor. Arayan kişi yine Ramazan Erkul hakkında suç şüphesinin olup olmadığı, suç vasfının değişme ihtimalinin olup olmadığını soruyor. Görüşme sonrasında hemen Berlin Adli Müşavirliği'ndeki hâkim aranıyor ve numara soruluyor.
İşin enteresanı arayan numara Berlin Büyükelçiliği çıkıyor. Yani numara taklit edilerek aranıyor.
Bunun üzerine savcı olayları tutanak altına alıyor.
Bu durum başka adliyelerde yaşanmış mı diye soruşturduğumda Bakırköy Adliyesi'nde de yaşandığı, hatta İstanbul Başsavcılığı'nda da benzeri bir durumun söz konusu olduğu bildirildi.