DEM'lilere hatırlatma

DEM'lilere hatırlatma

MUHAMMET SEYFULLAH MADEN

Allah'ın adıyla…

*

Yeni Türk Devlet Modeli'nde DEM Parti'ye de "görev biçildiğini" defalarca anlattık.

Bu görevin, marjinal Kürtlerin devlet çatısı altına çekilmesi olduğunu defalarca konuştuk.

DEM'in bir karar vermesi gerektiğini defalarca yazdık: "Parti üzerinden tüm 'marjinal Kürtlere' tanınan müthiş barış planını mı uygulayacaklar -ki bu terör örgütü PKK'nın tüm uzantılarıyla tamamen ortadan kalkmasını da içerir- yoksa binlerce Türk'ün ve Kürt'ün katillerinin 'takım elbiseli versiyonu' olmaya devam mı edecekler.."

İki tarafa da "görevler düştüğünü" defalarca söyledik…

Devletin artık "doğrudan muhatap" stratejisi izlediğini ve bunun da büyük bir adım olduğunu yazdık, tartıştık.

Kamuoyunun, özellikle şehit yakınlarının süreçten adım adım bilgilendirilmesi gerektiğini vurguladık. Olumlu yanlarını da riskli yanlarını da masaya yatırdık.

Akademinin "Marjinal Kürtler" sınıfına yerleştirdiği, DEM Parti cephesinin, hatta DEM falan değil, doğrudan PKK cephesinin üzerinde daha büyük görevler olduğunu belirttik…

Peki bunlar benim fikirlerim mi Hayır!.. Ben "Yeni Türk Devlet Modeli" derim, bu modelin mimarlarından Sayın Bahçeli, "Yeni Türk Devlet Felsefesi" der…

Ben sadece gündemi okurum. Yapılmak isteneni görür, hamaset yapmadan yazarım.

Misal, "Kemalistlere ve PKK'lılara var da Müslümanlara yok mu" başlıklı yazımda, Yeni Türk Devlet Modeli'nin bir anlamda "toplum mühendisliği" içerdiğini ve Mustafa Kemal eleştirisi olmayan bir İslamcı profilin hedeflendiğini de anlatmış ve bunun riskli olduğunu, İslamcıların anlaşılması ve süreçten kesinlikle dışlanmaması gerektiğini söylemiştim.

Malum, Türkiye'nin toplum yapısı çok katmanlı. Bu muazzam bir kültürel zenginlik. Ancak tanzimat sonrası başlayan "yargıda sekülerleşme" faaliyetleri, Türkiye'nin kuruluşundaki "kimlik bunalımı" ile birleşince, ortaya bölük pörçük bir millet çıktı.

Doğal olarak "Yeni Türk Devlet Modeli" bu bölünmüşlüğü kökünden kazımak ve herkesin kucaklaştığı bir ülke inşa etmek istiyor. O halde İslamcıların fikirleri dönüştürülmemeli; aksine, anlaşılmalı. Bu "yeni devlet modeli"ne yapıcı bir eleştiriydi.

Evet, devlet artık herkesin tek çatı altında yaşamasını ve özellikle dış müdahalelere tamamen kapalı bir toplum yapısını hedefliyor. Ve bunun için inanılmaz adımlar atılıyor. Sayın Bahçeli'nin İmralı çıkışı gibi. 3 yıl önce Türkiye'nin böyle bir gündeme sahip olacağını kimse öngöremezdi!..

Ancak bunca tavize ve sorumluluğa rağmen bazı tehlikeli adımlar atıldığını da görüyoruz…

2024 Ekim ve Kasım aylarında yeni sürece dair hararetli yazılar kaleme almıştık, hatırlayın. Mesela Nevzat Çiçek gibi, "Öcalan Misak-ı Milli'ci" diyenlerin hata yaptığını ve teröristbaşının "cici hale" getirilmemesi gerektiğini; bunun milliyetçileri irite edeceğini, onun her halükarda "binlerce masumun katili bir teröristbaşı" sıfatıyla anılması gerektiğini söylemiştik.

Binlerce masumun katili olan PKK cephesinin şartsız koşulsuz barış sürecine koşar adımlarla katılması ve ayak diretmemesi gerektiği ortada iken… üstelik Sırrı Süreyya ölmeden önceki son konuşmasında, "Türkiye'yi böldürmeyeceğiz" diyerek, marjinal Kürtlerin yeni yol haritasını işaret etmişken…

DEM yönetiminin mevcut söylemleri tam tersi bir hava estiriyor. Nitekim DEM Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'ın, "Kent Uzlaşısı seçeneği de açık kalsın" mantığıyla yaptığı İmamoğlu çıkışı çok su götürür…

Kendilerine hiçbir şart koşmadan destek çıkan CHP'nin suyuna gitmeye çalışan Bakırhan, "İmamoğlu Suç Örgütü" hakkında hazırlanan iddianameyi, "İmamoğlu CHP'nin genel başkanı olmak istemekle suçlanıyor" diye özetleyerek algı operasyonuna girişti.

Bu yalana ne gerek var Sağır sultan bile duydu ki, İmamoğlu "genel başkan olmak istediği" için değil; cumhurbaşkanı adaylığı için belediyenin imkânlarını, kamu kaynaklarını ve personelini kendi siyasi kariyerine kanalize etmekle suçlanıyor.

Dosyada —Bakırhan'ın görmezden geldiği— itirafçı beyanları, dijital veriler, personel akışları ve somut deliller bulunuyor.

Öyle ki, 105'i tutuklu, 107'si hakkında adli kontrol kararı verilen, 7'si hakkında arama kararı bulunan toplam 402 şüpheli, 143 eylemden sorumlu tutuldu.