Yazar, ABD ve İsrail'in THAAD radarlarını hava durumunu kontrol etmek için kullandığını, İran'ın bu sistemleri vurmasından sonra bölgede yağmur başladığını ve bunun kuraklığa karşı İran'ın "başarılı" bir mücadelesi olduğunu iddia ediyor. Yazının temel argümanı, hava olaylarının silah olarak kullanılması ile bölgedeki iklim değişikliğini doğrudan bağlamakta, bu bağlantıyı kanıtlayan somut bilimsel kanıt olmaksızın sunmaktadır. Ancak karşılıklı hava manipülasyonu teorisi, siyasi tercihler doğrultusunda seçili olayları nedensellikle ilişkilendirmenin ne kadar risklı olduğunu göstermez mi?
Uzun süredir etkili olan kuraklık yerini ani ve güçlü yağışlara bıraktı. Bazı bölgelerde seller arttı.
İran kaynaklı iddialara göre hedef alınan bu merkez, hava olaylarını yönlendirme üzerine çalışan gelişmiş bir değiştirme üssüydü.
Sosyal medyada da ABD'den Avrupa ülkelerine kadar binlerce bilim insanı, yazarı, çizeri aynı konudan bahsediyor.
Özellikle İsrail'i ve onun güdümündeki ABD yönetimini kasıtlı olarak iklimleri değiştirmek ve hedef alınan ülkeleri kuraklık ve açlığa mahkum etmekle itham ediyorlar.
Hava durumunun, Vietnam Savaşı sırasında Operation Popeye'den beri bir silah olarak kullanıldığı biliniyor. Popeye Harekâtı, 1967'den 1972'ye kadar Vietnam Savaşı sırasında ABD Hava Kuvvetleri tarafından yürütülen son derece gizli bir askeri bulut tohumlama projesiydi.
Bu proje sayesinde Amerikalılar düşman bölgelere yağmur yağmasını önleyip pirinç tarlalarının kurumasını sağlıyorlardı. Şimdiki teknoloji ile ABD/İsrail'in neler yapabildiklerini düşünmek bile istemiyorum.
Yine Amerikalı bir bilim insanı, ABD'nin Körfez bölgesinde vurulan THAAD sistemlerinin, geleneksel radarlardan farklı olarak faz dizileri teknolojisini kullandığına dikkat çekti.
Buna göre; THAAD sistemlerinin büyük bir anten yerine, binlerce küçük anten elemanı var ve her biri aynı sinyali gönderiyor, ama kontrollü faz farkıyla. Bu, yapıcı ve yıkıcı girişim yaratıyor ve ışını elektronik olarak yönlendiriyor. Bu işleyiş "dalga interferansı" prensibine dayanıyor.
Bu radarlar hava durumu manipülasyonunda ikili kullanım alanına sahip. 2000 kilovattan aşırı yüksek güç, enerjiyi dar ışınlarda odaklama yeteneği ve 5000 kilometre geniş kapsama alanı sayesinde maksimum etkinlik için dalgaların parametrelerini ve faz farklarını optimize edebiliyorlar. Örneğin frekansını 500-600 MHz'den 50-70 GHz'ye değiştirebiliyorlar. İşin Türkçesi, bu sistemler havayı ısıtıp kurutabiliyor, yağmur bulutlarını yağış bırakmadan önce dağıtıp 5000 kilometrelik bir alanda kuraklığa neden olabiliyorlar.

25