Dünyayı son dönemde artan bir şekilde tahakkümü altına alan siyonist küresel çete, sadece Türkiye'mizi değil, tüm ülkeleri çeşitli şekillerde kontrol altında tutmaya çalışmaktadır.
Bu çete, ülkelerin ve milletlerin gelişim düzeyi ve medeniyet seviyesine göre bazılarında suikastlar, bazılarında darbeler, bazılarında siyasi entrikalarla kendilerine hizmet edecek yönetimleri başa getirmekte çok tecrübeli ve mahirler.
Finans, teknoloji, sanayi, ticaret, hammadde rezervleri, aklınıza ne gelirse dünyanın neresinde olursa olsun ellerinde tutarak kendi emelleri olan "Tek dünya devleti" yolundaki taşları döşemek amacındalar.
Bu yüzden en gelişmiş ülkelerden en fakir ülkelere kadar bunların etkisinden ve tasallutundan kurtulabilen ülke yok gibidir.
Koca koca ülkelerin imajlarını yerle bir etmemek için isim vermeyelim...
İşte bu küresel çete, özellikle ülkemiz NATO'ya girdikten sonra kendi kurduğu bu güvenlik örgütü aracılığıyla diğer üye ülkeler gibi ülkemizi de sürekli şekillendirme faaliyeti içinde olmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarken rotayı batıya çeviren kurucu kadro onlar için başlarda fazla tehdit oluşturmuyorlardı. Hele Atatürk'ten sonra iktidarı ele geçiren İsmet İnönü, tek parti iktidarında ülke gelişimine katkı sunmayarak küreselcilerin takdirini kazanmıştır.
Ancak, ülkemizin son dönemde yetiştirdiği yerli ve milli duruşa sahip büyük devlet adamı Recep Tayyip Erdoğan başa geçtikten sonra, küresel çetenin ülkemize müdahalelerinde sorunlar baş göstermeye başladı.
Geçmişine ve dinine bağlı bir lider olan Erdoğan, halkın inanç değerlerini önceleyen ve başta ekonomi ve savunma olmak üzere pek çok alanda Türkiye'nin gelişimini amaçlayan politikalar izledi. Bu da onları gittikçe daha da agresifleştirdi.
"Türkiye büyürse budayın, kurursa sulayın" olarak özetlenecek bir politikayla ülkemizi şekillendirmeye çalışan küresel güçler, ülkesini geliştirmek ve büyütmek için gecesini gündüzüne katarak çalışan Erdoğan'ı daha ilk yıllarından itibaren hedef almaya başladı.
Bu açıdan bakıldığında, Türkiye'nin IMF'ye olan borcunu ödeyip faizleri tarihin en düşük seviyesine indiren Erdoğan hükümetine ilk büyük uyarı, Gezi olaylarıyla yapıldı.
Gezi olayları sonrasında faizler yeniden yükseltilmek zorunda kalındı. Yani uzayan Türkiye'yi budamış oldular.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, önemli bir yapısal değişime giderek Türkiye'ye özgü başkanlık sistemine yönelik adımları atmaya başladığında ise FETÖ'yü devreye soktular.

16