Darbe döneminde yaklaşık 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı ve binlerce kişi siyasi sığınmacı olarak yurt dışına kaçmak zorunda kaldı. İnsanların aileleri parçalandı, hayatlar mahvoldu.
12 Eylül darbesiyle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) lağvedildi ve mevcut anayasa tamamen yürürlükten kaldırıldı.
Yine darbeciler tarafından tüm siyasi partiler kapatıldı, mal varlıklarına el konuldu ve Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş gibi siyasi parti liderleri hapse atılarak uzun süreli siyaset yasakları getirildi.
Toplumun, özellikle de gençliğin siyasetten tamamen uzaklaştırıldığı, apolitik ve baskılanmış bir kuşak yaratılması hedefi doğrultusunda gençler adeta evlere hapsedildi.
1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu uyarınca, binlerce üniversite öğretim üyesi, öğretmen ve kamu görevlisi işinden atıldı veya sürüldü.
Yaklaşık 937 film yasaklandı, binlerce ton kitap siyasi ya da sakıncalı olduğu bahanesiyle yakılarak imha edildi. Gazeteler günlerce kapatıldı ve basın özgürlüğü tamamen yok edildi.
Çok sayıda sanatçı ve eli kalem tutan, düşünen insan sürgüne zorlandı.
Uzun yıllar boyunca işçi hakları kısıtlandı, sendikalar kapatıldı ve çalışanların reel ücretleri büyük oranda geriletildi.
Türkiye, darbecilerin aldığı ihanet gibi kararla Yunanistan'ın NATO'nun askeri kanadına koşulsuz dönüşünü onayladı.
Darbecilerin hiç düşünmeden aldıkları bu karar, Ege Denizi'ndeki dengelerin ve ilerleyen süreçte Türkiye'nin Avrupa Topluluğu ilişkilerinin kalıcı olarak zarar görmesine yol açarken, ABD'nin sırf Yunanistan'ı NATO'ya geri alabilmek için Türkiye'de darbe yaptırdığı yazıldı, çizildi.
Aynı darbeciler, yine aynı dönemde ABD merkezli küresel karanlık güçlerin kurup başımıza bela ettiği FETÖ ve PKK terör örgütlerinin güçlenmesi için her türlü ihanete imza attı.
Dini cemaatlere gün aşırı baskınlar, gözaltılar, türlü yıldırma politikaları uygulanırken, FETÖ'nün o zamanki evleri es geçildi. Diğer cemaatler bu dönemde büyük darbe yerken, nedense daha sonra 15 Temmuz darbe girişiminde bulunacak olan ihanet örgütü FETÖ gittikçe palazlandı.
Yine PKK ve bölücü terörün artması için alçak ve sinsi planlar devreye sokuldu. Diyarbakır Cezaevi'ne tıkılan binlerce Kürt vatandaşımıza insan dışkısı yemekten, köpeklere ısırtılmaya, dondurucu soğukta hortumla ıslatılarak dövülmeye, Filistin askısında günlerce bekletilmeye kadar, insanlık dışı, akla hayale gelmeyecek işkenceler uygulandı.
Bu planlı işkenceler yüzünden Diyarbakır ve çevre illerdeki cezaevleri, adeta bölücü örgüte eleman toplama merkezleri gibi çalıştı.
Sonra, yine darbeyi yaptıran küresel çetenin talimatı ve yönlendirmesiyle, darbeciler bir anayasa hazırlattı. Bu darbe anayasası, 7 Kasım 1982 tarihinde yapılan halk oylamasında yüzde 91,37 oranında

25