İşi sonuna kadar takip edenler, dünyadaki şirketlerin çok büyük bir bölümünün en tepede 4 ya da 5 dev şirkete bağlı olduğunu görürler.
Gelelim köpek reklamına... Evet köpek reklamı!
Dikkat ederseniz dünyaca ünlü Alman beyaz eşya firmasının reklam filminde akılda kalan, köpek sevgisi gibi bir şeydi.
Yani koca firma milyonlarca dolar harcayıp buzdolabı, çay kahve makinesi falan tanıtacağına köpekleri sevdirmeye, onların reklamını yapmaya odaklanmış.
Bunun altında da siyonist aklın kendisine tehdit gördüğü, özellikle Müslüman ülkelerin nüfusunu "nüfus planlaması" kisvesiyle düşürme planı yatıyor.
Aynı siyonist Yahudilere bakarsanız, beş ve üzeri çocuk yaptıklarını görürsünüz. Hatta bazılarının 10'un üzerinde çocuğunun olduğunu ve bununla gurur duyduklarını görüp şaşırırsınız.
Şimdi burada "Yahudilerden" bahsediyorum ya...
Hemen beni de "Antisemitist", yani "Yahudi düşmanı" diye yaftalamaya kalkarlar. Oysa bir Müslüman, onlar gibi şu ya da bu ırkın düşmanı olmaz. Yaratılanı "Yaratandan ötürü" sever.
Asıl düşmanlığı yapanlar onlardır. Yahudiler dışındaki tüm insanları Talmud ve Torah kaynaklı öğretilerde "Goyim" diye tanımladıkları ve kendilerinden aşağı tuttukları, hatta insan yerine koymadıkları bilinen bir gerçektir.
Biz onlar gibi değiliz yani. Devam edelim;
Son köpek reklamı skandalı, onların hâlâ milletlerin nüfusunu kendilerince planlayıp diledikleri yere kadar düşürmeyi, sinsi planlarla insani duyguları köreltip yerine kendi planlarına göre başka başka duygular ikame etmeyi sürdürdüğünü gösteriyor.
Hem de bizlerin parasıyla. Evet yanlış okumadınız. Öyle sinsiler ki, sizin paranızla sizi ezerler. Size çeşitli hizmetler sunup paranızı alırlar. Sonra da o paralarla sizin aleyhinize işler yaparlar.
Reklam sektörü de başından beri Yahudilerin elindedir. Tıpkı diğer sektörlerin büyük bölümünde olduğu gibi...
Dünyada iki elin parmağını geçmeyecek sayıda küresel reklam devi vardır. Tahmin edeceğiniz üzere bunların çok büyük bölümü Yahudi sermayelidir.
Örnek verecek olursak, bir Anadolu şehrinde marangozluktan, önce mobilya atölyesine, ardından yavaş yavaş büyüyerek ulusal çapta bir mobilya markasına dönüşen firmayı ele alalım.
Firmanın kurucusu Hacı amca, kendisi okuyamadığı için çocuklarını en iyi okullarda okutur. O çocuklar Avrupa'ya, Amerika'ya gidip yüksek lisanslarını yapıp dönerler. Firmanın başına geçerler.
İşlerini büyütmek üzere ilk yaptıkları, büyük bir reklam ajansı ile anlaşmaktır. Bu nedenle az önce bahsettiğim küresel bir reklam firmasının Türkiye'deki ortağına giderler, onlarla masaya otururlar.

8