Para için kardeşini düşmana satan kardeş, kardeş değildir!

Para için kardeşini düşmana satan kardeş, kardeş değildir!

MUHAMMET KUTLU

Geçtiğimiz hafta, Kıbrıs davamızda tümüyle yalnız kalmamız anlamına gelen kardeş hançerleri yetmiyormuş gibi bir de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) İsrail merkezli siyonist entrikalarıyla birdenbire alevlenen başörtüsü ve İslam düşmanlığı tiyatrosuna şahit olduk.

Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 541 ve 550 sayılı kararlarını destekleyerek Türkiye'yi Kıbrıs'ta "işgalci güç" olarak tanıdı.

Bu planlı ihanet operasyonu, Avrupa Birliği'nin (AB) Orta Asya için açıkladığı 12 milyar euroluk yatırım paketi sonrasında geldi. Bu da siyonist entrikanın AB'nin finansal imkânlarıyla hayata geçirildiğini gösteriyor.

Türk Devletleri Teşkilatı üyesi Özbekistan, Kazakistan ve son olarak da Türkmenistan geçtiğimiz günlerde KKTC'yi tanımazken, Güney Kıbrıs Rum Kesimi'ne büyükelçi atadı. Bu kararın yankıları sürerken bu ülkelerin arasına Kırgızistan da eklenerek Türkiye karşıtı bir ihanete imza attılar.

4 Türk devletinin Birleşmiş Milletler'deki bu alçak hamlesi, AB'den gelecek 12 milyar euro ve AB ile daha geniş işbirliği için hayata geçti. Türk Devletleri Teşkilatı üyesi 4 ülkenin Türkiye'yi Kıbrıs'ta "işgalci güç" olarak resmen tanıması ayrı bir rezalet.

Sözde kardeş ülkelerin imzaladığı BM'nin 541 sayılı kararı, 15 Kasım 1983'de KKTC ilan edildikten sonra Rum yönetiminin şikâyeti üzerine toplanan BM Güvenlik Konseyi tarafından 13 oyla kabul edilmişti. Karara, kardeş Pakistan ret oyu verirken, Ürdün ise çekimser kalmıştı. Kararda KKTC'nin ilanı kınanıyor, hukuken geçersiz sayılıyor, diğer devletlere KKTC'yi tanımama ve sadece Rum yönetimini tanıma çağrısı yapılıyor.

Kararda ayrıca 1974 yılında alınan 365 ve 1975 yılında alınan 367 sayılı kararlar da yeniden teyit ediliyor. Bilindiği gibi bu kararlarda Türk Barış Harekâtı kınanıyor ve Türk askerlerinin derhal geri çekilmesi isteniyor.

Bu kararı kabul eden sözde 4 Türk devleti, dolayısıyla Türkiye'yi adada işgalci güç olarak gören Türkiye düşmanlarıyla aynı safta yer aldıklarını ilan etmiş oldular.

BMGK'nin 550 sayılı kararında ise; TC-KKTC arasında karşılıklı Büyükelçi atanması "ayrılıkçı ve yasadışı bir eylem" olarak nitelenerek kınanıyor ve geri alınması talep ediliyor. Tüm ülkelere "KKTC'yi tanımamaları, desteklememeleri ve yardım etmemeleri" çağrısı yapılıyor. Tüm ülkelere "Kıbrıs Cumhuriyeti" diye tanımlanan Rum yönetiminin: "bağımsızlığına, egemenliğine, toprak bütünlüğüne saygı gösterme" çağrısı yapılıyor. Ayrıca Maraş'ın yerleşime açılmaması ve Rum yönetimine iadesi çağrısı yapılıyor.

Türkiye, bu Türk devletleri Sovyetler Birliği'nden bağımsızlıklarını ilan ettikleri andan itibaren maddi, manevi, teknik, lojistik, diplomatik her türlü desteği vermişti. Aradan onlarca yıl geçmesine rağmen hala devlet olamadıkları halde, Rusya ve Çin bu ülkeleri bölüşmediyse, bunda Türkiye'nin büyük etkisi vardır.

Türkiye açıktan ya da gizli elindeki tüm imkânları seferber ederek bu ülkeleri ayakta tutmuştur.

Kazakistan'ın kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, ülkesine Türkiye'den giden çeşitli heyetlere kendi ağzıyla, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın, "Sizin başkentiniz Almatı çok güneyde. Kuzeydeki topraklarınız bomboş. Zaten nüfusunuz az. Ruslar buraları alır sizden. Hiç zaman kaybetmeden başkentinizi kuzeye taşıyın"