Netanyahu'nun da İsrail'in de sonu geldi…

Muhammet Kutlu
16.03.2026
6

Netanyahu'nun da İsrail'in de sonu geldi...

MUHAMMET KUTLU

ABD ve İsrail'in 28 Şubat tarihinde İran'a yönelik başlattığı anlamsız saldırıların ardından iki tarafın karşılıklı misillemeleri devam ediyor. İran İsrail'e dün yönelik 54. dalga füze saldırısını başlatırken, savaşta ilk kez "Siccil" füzelerini kullandı.

Böylece savaş manevi, mistik mesajlar üzerinden devam etmeye başladı. İran, Kur'an'da Fil Suresi'nde ebabil kuşlarının Ebrehe'nin fillerle güçlendirilmiş ordusuna attığı anlatılan, ateşte pişirilerek taşlaşmış çamur veya sertleşmiş balçık anlamına gelen Siccil'i atıyor, İsrail, "Davut'un sapanı" ile karşılamaya çalışıyor.

İsrail'de siren sesleri hiç susmazken, Tel Aviv'e isabet eden füzeler nedeniyle çok sayıda kişi öldü ya da yaralandı.

Tabi hayatı yalan ve entrika olan İsrailliler ölüleri ısrarla inkâr etmeyi sürdürüyor. İnkâr etsinler bakalım...

Biz büyük resme bakarak olanları anlamaya çalışalım.

İsrail, şeytani işlerle kafayı iyice kıran aşırı siyonist Binyamin Netanyahu yönetiminde son yıllarda artan bir şekilde gerçeklikten kopmuş durumda.

Yıllardır "Mesih'in gelmesi için" insanlık dışı katliamlar ve vahşi saldırılar düzenlemesi karşılığında kendisine destek olan hahamlarla çalışan Netanyahu, arada bir "Mesih'in hala gelmemesi yüzünden" fırça yiyerek bugünlere kadar geldi.

Aşırılığın kuruluş felsefesi olduğu İsrail'in sürekli şiddeti artıra artıra, ezoterik masallarla avutula avutula kudurmuş bir hayvan gibi her yere saldırması kaçınılmazdı.

Ama işler artık öyle farklı bir boyuta geldi ki, ne İsrail'in, ne siyonizmin sürdürülebilirliği kalmadı.

Bu yüzden, önce siyonizm belasını, ardından da İsrail melanetini dünyanın başına bela eden güçler, son ve şiddetli bir kasırgayla mevcut düzeni yerle bir edip yerine yeni bir düzen oluşturmaya karar vermiş gibi görünüyor.

Bu güçler, Netanyahu yönetiminde İsrail'i iyici kudurtup zıvanadan çıkartarak Ortadoğu'daki dengeleri yerle bir edecek savaşlar silsilesini başlattı.

Son birkaç yıldır gözü dönmüş ve kudurmuş bir şekilde önce Gazze'deki Filistinlilere soykırım yapan, orada dünyanın gözleri önünde yaklaşık 100 bin kişiyi katledip, 200 bin kişiyi de yaralayan Netanyahu yönetimindeki İsrail, Yemen'den Lübnan'a, Suriye'den Katar'a ve son olarak İran'a kadar her yeri kana boğdu.

Artık Netanyahu denilen bu kriminal ve klinik vaka, tüm dünyanın iğrendiği ve ölesiye nefret ettiği bir figüre dönüştü.

Dünyanın pek çok ülkesine girişi, hatta hava sahasından geçmesi yasak olan, soykırım suçlusu bu şahıs, hala ateşi harlamakla meşgul.

Netanyahu bunları yaparken şantaj videolarıyla esir aldığı ABD Başkanı Donald Trump'ı da peşinden sürükledi. Onu da yaktı.

Yaklaşık 40 trilyon dolar dış borç ile dünyanın en borçlu ve batmış ülkesinin başında olan Trump, ülkesinin ekonomik dengelerini yeniden tesis etmeye çalışırken, yüzlerce milyar liralık yeni bir savaş macerasına girişmek zorunda kaldı. Üstelik kazansa da alacağı pek bir şey olmayan bir savaşa.

Onca masraf yapıp İran'ı bombalamaya başlayan ABD, bırakın zaferi, hezimete uğrayıp dünyaya rezil olma riskiyle karşı karşıya.

Savaş yüzünden kapanan Hürmüz Boğazı'nın dünyaya maliyeti şimdiden trilyon doları aşmış durumda.

Her gün gelen akaryakıt zammı yüzünden dünyanın tüm araç sahipleri önce Trump'a, ardından Netanyahu'ya kalayı basıyor... Yani dünya kamuoyunda her iki isim de aynı nefret seviyesine ulaşmış durumda.

Dikkat edin, İran'ın füzeleri her geçen gün isabet oranını ve yıkıcılığını artırıyor.