Film sektöründe dönen filmler

Film sektöründe dönen filmler

MUHAMMET KUTLU

Ülkemizin dizi ve film sektöründe doğal olmayan bir şeylerin olduğu, tabiri caizse film sektöründe bir filmin döndüğü yıllardır belliydi.

Yıllar boyu bu ülke, dizilerde ve filmlerde sürekli çatık kaşlı, art niyetli, onun bunun karısına kızına kem gözle bakan, paragöz hacılar, hocalar izledi.

Müslüman kimliği ön planda olan karakterler hep bize kötü gösterildi. Ailesinin namusunu, şerefini ön planda tutan kız babaları her zaman insanlıktan nasibini almamış, eğitimsiz, kültürsüz, şiddete meyilli olarak lanse edildi.

Özellikle son yıllarda çok izlenen dizilere baktığınızda, gayri meşru ilişkilerin tavan yaptığını görürsünüz.

Geçenlerde bir uzman dikkat çekmişti; bir dizide hamile bir kadın varsa bebeğin babasının kim olduğu belli değildir. Mutlaka evli bir kadının başka bir erkekle gayri meşru ilişkisi vardır. Bebeğinin babasının kim olduğu konusunda sürekli bir şüphe içindedir.

Dizilerin büyük bölümünde batılı yaşam tarzı dayatılır. Her bölümde mutlaka içki vardır. Hali vakti olanlar en pahalı içkileri içerken, daha halk tabakasından, dar gelirliler de ucuz da olsa arada içkisini içer.

Dizilerde kapitalizmin dibine vurulur. Herkes paranın peşindedir. Para için yapmayacakları yoktur. Bunun için vurup kırarlar, adam kaçırırlar, işkence yaparlar.

Bu sırada da her türlü silah mühimmat dizilerde ve filmlerde gırla gider. Zengin olanların belinde en pahalı tabancalar vardır. Silahlı adamları vardır. Bir kaş göz işaretiyle hasmın mekânı basılır, adamları vurulur, kaçırılır vesaire.

İşte bu sebeplerden dolayı muhafazakâr kesim, dizi ve film sektöründe art niyetli bir yapılanmanın olduğunu her zaman vurgulamıştır. Birilerinin Müslüman Türk halkına batılı yaşam tarzını dayattığını her daim yüksek sesle dillendirmiştir.

Halkımız, aslında bu alanda en büyük kırılmayı Gezi olayları sırasında yaşadı. Osmanlı padişahını canlandıran, sultanlara hayat veren, tarihimizden önemli şahsiyetlerle özdeşleşen onlarca oyuncu, kol kola girerek devlete karşı yürüyüş yapıp sloganlar attığında, herkes dumura uğradı.

O, gerçekten önemli bir kırılmaydı. Gezi kırılmasından sonra halkımız da aslında sektörde dönen filmi sorgulamaya başladı.

Benim de çok dikkatimi çeken bir şey vardı ki, dizi ve film sektöründe normal olmayan bir şeylerin döndüğünü haykırıyordu aslında.

O da şu; diğer ülkelerin film ve dizi endüstrilerinde oyuncular ülkelerin imajlarını parlatmak amacıyla hep yakışıklı ve güzeller arasından seçilirken, Türk film ve dizi sektöründe bunun tam tersi söz konusu.

Görsel sanatlarda, dizi ve film sektöründe görülmesi pek mümkün olmayan ortalamanın altında insanlar bizim dizilerde ve filmlerde hep ön planda yer alıyor.

Bakıyorsunuz, bir dizide nispeten yakışıklı olan başrol oyuncusunun sırılsıklam âşık olduğu, sürekli peşinden koştuğu kadın oyuncu, dikkat çekici şekilde çirkin. Karşısına çirkin bir kadın oyuncu konulan adamcağız, normalinde yüzüne bakmayacağı o kadın için rol gereği ölüp ölüp diriliyor.

Bizim halkımız güzeldir. Sıradan bir düğüne gitseniz dizilerde, filmlerde bizlere yakışıklı, güzel gibi yutturulmaya çalışılan oyunculardan kat kat daha yakışıklı ve güzel gençler görürsünüz.