Hepimizin gözüne soka soka gündeme getirilen Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen'in, yakınındaki bazı adamları tarafından gizli bir yere kaçırıldığı, Pensilvanya'daki şer yuvasının mahzun kaldığı haberleri dikkatimizi o yöne çekiyor ister istemez
Yoksa bir ömür boyu ülkesine ihanet ederek Türkiye ve İslam düşmanlarına hizmet etmiş birinin ölümü, cenaze işlemleri falan bizi ilgilendirmez
Zaten 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde şehit olan 251 vatan evladının ailelerinin, sakat kalan onca gazinin Allah'a yakarışları onun ruhunu kolay teslim edememesi yönünde genellikle
Terörist başının durumunun ağır olduğu, ölüm döşeğinde, bitkisel hayatta olduğu anlaşılıyor.
Gülen'in son durumuna ilişkin açıklamalarda bulunan Ebuseleme Gülen'in, "Ölmedi ama gerçekten çok hasta ve özel ilgiye muhtaç durumda şu an" şeklindeki sözleri de bunu gösteriyor
Yeğen Gülen'in "Onu kaçıranların amacı, kalan hakkın, yönetim hakkının kendilerinde kalması. Davanın sahipleriymiş havası estirmek için alıp götürdüler. Benim babama bile göstermiyorlar, öz kardeşine" şeklindeki ifadeleri ise ihanetin mirasının paylaşımı için hainlerin şimdiden birbirine girdiğini ortaya koyuyor
Biz terörist başı Fetullah Gülen'in öldükten sonrasına bakalım
Eğer ABD, FETÖ'nün Fetullah Gülen'siz de işine yarayabileceğine kanaat getirirse yerine yakın adamlarından birini getirir, örgüt olabildiğince ihanetine devam eder
Yok, ABD "Zaten Fetullah hayattayken neye yaradılar ki bir de o öldükten sonra ayakta tutmaya çalışalım" deyip örgütü lağveder
Sözde müttefik ABD ikinci seçeneği tercih ederse, çok tuhaf, ucube bir işten kurtulmuş olur. Yani yüzüne güldüğü Türkiye'yi bir yandan bölücü terör örgütü PKKYPG, diğer taraftan sözde cemaatçi FETÖ ile ayrı ayrı hançerletme rezilliğini sona erdirir.

141