CHP'nin ağır şartları…

Muhammet Kutlu
14.08.2025
1

CHP'nin ağır şartları...

Muhammet Kutlu

Ana muhalefet partisi CHP'nin, terörsüz Türkiye sürecinin tamamlanarak ülkemizin iç cephesinin güçlendirilmesi için kurulan komisyona fazla itiraz etmeden katılması, doğrusu hepimizi şaşırtmış ve memnun etmişti.

Ancak CHP, 40 yıllık terör belasını bitirmeye yönelik süreci sulandırmadan edemedi. Türkiye'nin bölücü terör illetinden kurtularak milli birlik ve beraberliğini güçlendirmesi için TBMM'de kurulan "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu"nun daha üçüncü toplantısında, komisyonun amacı ile alakasız bir rapor sunan CHP, eski İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve yolsuzluktan tutuklu bulunan diğer CHP'li belediye başkanları ile Gezi Davası'ndan tutuklu bulunanların "derhal serbest bırakılması"nın da aralarında bulunduğu 29 maddelik şart koşarak, milli birlik, dayanışma, kardeşlik ve demokrasi gibi kaygısının bulunmadığını açıkça ortaya koydu.

Komisyon toplantısına katılan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir söz alarak, partisinin komisyon çalışmalarından beklentilerini ve şartlarını içeren 29 maddelik raporu okudu.

Tutanaklara bakıldığında, CHP'nin öne sürdüğü şartların bırakın iç cephenin güçlendirilmesini, Türkiye'nin temeline adeta dinamit konulmasını amaçlayan maddeler içerdiği görülüyor.

Mesela, 3'üncü maddede Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarının uygulanması meselesi öne sürülmüş. Murat Emir, "Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları mahkemesi kararları bağlayıcıdır ancak Anayasa Mahkemesinin Can Atalay ve Tayfun Kahraman başvurularında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Osman Kavala, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başvurularında olduğu gibi bu kararlar hâlen uygulanmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarının yanında iptal kararlarının da sıklıkla uygulanmadığı, iptal edilen düzenlemelerin üzerinde hiçbir değişiklik yapılmaksızın TBMM'ye kanun teklifi olarak sunulduğu ve Cumhur İttifakı oylarıyla kabul edildiği görülmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği hükümlerin hiçbir değişiklik yapılmaksızın yeniden kanunlaşması uygulamasına son verilmelidir, Anayasa Mahkemesi'nin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin tüm kararları eksiksiz uygulanmalıdır" diyerek, Türkiye'nin dış müdahalelere açık hale getirilmesini istiyor.

CHP'nin istediği bir başka düzenleme ise, kayyım uygulamasına son verilmesi ve güçlü bir yerel yönetim anlayışı. Yani Türkiye'nin merkezi hükümetinin güçsüzleştirildiği, yerel yönetimlerin adeta kantonlar halinde yarı bağımsız yapıya kavuşturulduğu bir yönetim isteniyor.

CHP'li Emir, "Siyaseti yargı aracılığıyla dizayn çabalarına son verilmesi, 19 Mart darbe girişimi kapsamında haksızca tutuklanmış olan tüm siyasetçi ve bürokratların derhâl tahliyesi" şartını bildirerek, Ekrem İmamoğlu ve ekibinin, diğer yolsuzluktan görevden alınıp tutuklanan CHP'li belediye başkanlarıyla birlikte tahliye edilmesini buyuruyor...

Emir, başka bir şartlarını da; "Gezi davası başta olmak üzere, toplumsal muhalefeti sindirmeye yönelik davalar nedeniyle cezaevinde tutulanların tahliyesi. Gezi direnişi yurttaşlarımızın kentine, yeşiline ve özgürlüklerine sahip çıkmak için anayasal haklarını kullandığı onurlu bir harekettir. Bu dava nedeniyle cezaevinde bulunanların tamamı tahliye edilmelidir. Gezi ve Kobani davaları ve örneklerinde olduğu gibi toplumsal muhalefeti sindirmeye yönelik davaların tümünden ilkesel olarak vazgeçilmelidir" şeklinde belirtiyor. Şu her yeri yakıp yıkan, ortalığı savaş alanına çeviren, ülkemize milyarlarca dolar zarar veren eylemcilerden bahsediyorlar yani.

CHP'li Emir, "Terörle Mücadele Kanunu muğlak ifadelerden arındırılmalı, ifade özgürlüğünü engelleyen hükümler kanunundan çıkarılmalıdır" diyerek terörle iştigal edenleri rahatlatacak düzenlemenin gerekliliğine vurgu yapıyor.

CHP'nin "Cumhurbaşkanına ve kamu görevlisine hakaret suçları yürürlükten kaldırılmalı" şeklindeki talebini tutanakta ilk gördüğümde gözlerime inanamadım. Birkaç kez gözlerimi ovuşturup yeniden okudum, gerçekten de böyle yazıyor. CHP'liler, Cumhurbaşkanımıza ve kızdıkları kamu görevlilerine dilediklerince hakaret etme özgürlüğünü talep ediyorlar yani.

"Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunda somut saldırıya sebep olma ölçütü getirilmeli"