CHP ve Kandil

Kemal Kılıçdaroğlu'nun toparladığı altılı masanın bazen altında, bazen üstünde, bazen hemen yan tarafında yer alarak ittifaka destek veren Kandil uzantısı Halkların Demokratik Partisi (HDP) her zaman bu ittifakın yumuşak karnı oldu. Belki de altılı masa bu yüzden "Zillet İttifakı" olarak nitelendirildi.

Seçimlerde yaşanan mağlubiyetin ardından Kemal Kılıçdaroğlu, koltuğunu her zaman yanında tutarak büyük emek ve destek verdiği Özgür Özel'e kaptırdı.

31 Mart Yerel seçimleri yaklaşırken, Kılıçdaroğlu'nun kurduğu altılı masadan CHP'nin elinde kapatma davası süren HDP'nin yerine kurulan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) kaldı.

Genel Başkanlık koltuğuna oturduğu ilk günlerden itibaren DEM Parti'ye sıcak mesajlar veren Özgür Özel, ziyaretlerine gidip "bir demli çaylarını içti", ardından onları da çaya davet etti. Görüşmeler yolunda gidiyor gibiydi

Sonra içerideki HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın eşi Başak Demirtaş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olabileceğini duyurdu. CHP-DEM ilişkilerinde çarşı pazar karıştı.

Karşılıklı açıklamalar gidip gelirken, araya PKK terör örgütünün merkezi Kandil'den gelen video zılgıt girdi. Terör baronu Mustafa Karasu, her iki partiye de "ittifak yapmaları gerektiği" uyarısında bulundu

Bu uyarı sonrasında telaşa kapılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ülkenin çeşitli yerlerinden 45 kadar belediye başkanlığını terör örgütü uzantısı DEM Parti'ye vermek üzere çalışmalara başladı. Hatta bu uğurda DEM'in istediği yerlerde gösterilen adaylar bir bir geri çekilmeye başlandı.

Bu durum gerek geri çekilen adayların, gerekse parti tabanının tepkisiyle karşılandı. İlçe başkanlıkları önünde gösteriler düzenlenerek DEM için adayların çekilmesi protesto edildi.

Tepkilere rağmen CHP Genel Başkanı Özel'in DEM'e 40-50 civarında ilçe belediye başkan adaylığını vermeye çalıştığı belirtiliyor.

CHP ve DEM'in bu kadar haşır neşir olması, CHP içinde kalmış olan ulusalcıları rahatsız ediyor. "Atatürk'ün partisinin düştüğü durumu" hazmedemiyorlar

Oysa yıllardır Kandil menşeli partilerle CHP'nin Meclis'te uyum içinde kardeş kardeş muhalefet etmesi dikkat çekiyor. Teröre karşı bildirilere iki parti imza vermiyor, sınır ötesi asker gönderilmesine ilişkin tezkerelere yine CHPHDP-DEM hep birlikte karşı çıkıyorlar.

Sade vatandaşlar da buna kızıyor, bölücü bir siyasi ekol ile CHP'nin bu kadar kol kola yürümesini içlerine sindiremiyorlar.

Fakat hafızamızı şöyle bir yoklarsak, terör örgütünün kurdurduğu siyasi partilerin taşıyıcısının ve destekçisinin her zaman CHP ve CHP zihniyeti olduğunu hatırlarız...

Kandil siyaseti ilk kez, 12 Eylül 1980 Askeri cuntasının kapattığı CHP'nin yerine kurulan Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) ile ittifak kurarak TBMM'ye girdi.

20 Ekim 1991 Genel Seçimlerinde, CHP'nin o zamanki versiyonu olan SHP ile ittifak yapan Halkın Emek Partisi'nden (HEP) Fehmi Işıklar, Salih Sümer, Mahmut Uyanık, Sedat Yurttaş, Hatip Dicle ve Leyla Zana Diyarbakır'dan; Ahmet Türk ve Mehmet Sincar, Ali Yiğit Mardin'den; Mahmut Alınak, Orhan Doğan ve Selim Sadak Şırnak'tan; Zübeyir Aydar, Naif Güneş, Siirt'ten; Nizamettin Toğuç, Batman'dan; Remzi Kartal Van'dan; Sırrı Sakık Muş'tan; Mahmut Kılıç Adıyaman'dan, Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) listesinden 19'uncu dönem milletvekilleri olarak ilk kez TBMM'ye girdiler.

1993'de Yaşar Kaya'nın Genel Başkanı olduğu Demokrasi Partisi (DEP) kuruldu.

Ardından Kürtçe yemin krizleri, dokunulmazlık krizi ve tutuklamalar Meclis ve ülke gündemini uzun süre meşgul etti

SHP ittifakı ile milletvekili olan HEP'li vekiller, partilerine açılan davalar yüzünden mecliste DEP grubunu kurarak SHP'den ayrıldılar.

Leyla Zana'nın Kürtçe yemin etmesiyle başlayan kriz 1994'te dokunulmazlıkların kaldırılmasına kadar devam etti.

2 Mart 1994'te Hatip Dicle, Leyla Zana, Orhan Doğan, Ahmet Türk, Sırrı Sakık, ve Şırnak bağımsız milletvekili Mahmut Alınak'ın dokunulmazlığı kaldırıldı.