CHP, ülkemizin birliği ve barışından yana saf tutmalı...
MUHAMMET KUTLU
Terörsüz Türkiye sürecinin başarıyla sonuçlanarak ülkemize ve bölgemize kalıcı barışın gelmesini ümit ettiğimiz şu günlerde, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, sürece katkı sunmayı sürdüren DEM Parti'ye "Bir Stockholm Sendromu'na kapılmamaya, dün elinden zor kurtulduğumuz celladımıza aşık olmamaya davet ediyorum" çıkışında bulunması hiç iyi olmadı.
Her ne kadar CHP'nin ideolojik duruşuna mesafeli olsak da, bir ana muhalefet partisi olarak ülkemizin 40 yıllık terör belasından kurtulmasına ramak kalan bir aşamada barıştan ve halktan yana durmasını beklerdik.
Aslında CHP, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) Terörsüz Türkiye sürecinin kalıcı bir barışla sonuçlanması ve etrafımızın savaşlar, soykırımlarla çevrelendiği bir dönemde iç cephenin tahkimi için kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'na katıldığında umutlanmıştık.
Ama CHP'nin İmralı'ya gidecek heyete üye vermemesiyle başlayan kırılma sonrasında ana muhalefet partisi lideri Özgür Özel'in, "Stockholm Sendromu", "Celladına aşık olmak" gibi çıkışlarla sürece zarar vermeye çalışması hepimizi üzdü.
"Türkiye'de kalıcı bir toplumsal barışın sağlanarak terörün bir daha geri dönmemek üzere ülkemizden defedilmesinden kim rahatsız olur" diye soracak olursak, PKK'yı kurdurup terörü 40 yılı aşkın süre besleyerek başımıza bela eden emperyalist ülkeler ve karanlık küresel çete olduğu cevabıyla karşılaşırız.
En başta da eli kanlı siyonist Binyamin Netanyahu yönetiminde Gazze'de soykırıma başlayıp, sonra Lübnan'a, ardından Suriye'ye, Yemen'e ve İran'a saldıran, bölge ülkelerinin önemli bölümünü kendilerine "Vaat edilmiş toprak" sayarak kanla, savaşla yayılmaya çalışan terör devleti İsrail'in işine gelmez terörün bitmesi.
Onların karanlık hesaplarla işbirliği yaptığı batılı emperyalist ülkeler de terörün bitmesinden rahatsız olur.

1