CHP böyle mi demokrasi getirecek

CHP ve DEM Parti'nin "Kent Uzlaşısı" ittifakının eseri olarak CHP'den Esenyurt Belediye Başkanı seçtirilen Ahmet Özer, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, "PKKKCK silahlı terör örgütü üyesi olmak" suçundan dün sabah saatlerinde terörle mücadele ekipleri tarafından gözaltına alındı.

Özer'in PKK ile yoğun temasları olduğu yıllardır konuşulduğu için, günün birinde PKKKCK soruşturmasından alınacağı tahmin ediliyordu.

Hatırlarsanız, PKK terör örgütü elebaşlarından Mustafa Karasu, yerel seçim öncesinde CHP ve DEM Parti arasındaki ittifak görüşmeleri uzayınca yaptığı açıklamada, "Kürt halkı açısından Türkiye demokrasi güçleriyle ittifak içinde olmak çok önemli. Yakın zamanda Emek ve Özgürlük İttifakı kuruldu. Bunlar önemlidir. Bunlara sahip çıkmak lazım" çağrısında bulunduktan sonra CHP kendi adayını geri çekerek Esenyurt'ta Ahmet Özer'i aday göstermiş, Özer bu şekilde seçilmişti.

Operasyonun detaylarıyla ilgili açıklama yapan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı; "Şüpheli hakkında uygulanan iletişimin dinlenmesi tedbiri sonucu elde edilen konuşma dökümleri, fiziki takip tutanakları ve incelenen hesap hareketlerinin içerikleri, yaklaşık 10 yıllık süreçte adı geçen terör örgütü mensubiyetleri nedeniyle adli işlem kaydı bulunan (694) farklı tekil kişi ve ayrıca özellikle terör örgütü yöneticilerinden Remzi Kartal (Kırmızı Bültenle aranan şahıslardan, KONGRA-GEL Eş Başkanı-KCK Yürütme Konseyi Üyesi) ile 14 kez olmak üzere iletişim irtibat kayıtları nazara alındığında terör örgütü ile süreklilik ve yoğunluk arz edilecek şekilde organik bağ kurmak suretiyle üzerine atılı PKKKCK Silahlı Terör Örgütü Üyesi Olmak suçunu işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesine ulaşıldığı anlaşıldı" bilgisini paylaştı.

"Devlet kurmak Kürtlerin hakkı" sözü ve PKK ile iltisak ve irtibatı bilindiği halde Özer'i partisinden belediye başkanı seçtiren CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Esenyurt Belediye Başkanımız Prof. Dr. Ahmet Özer, bu sabaha karşı yapılan operasyonla gözaltına alındı. Süreci yakından takip ediyorum. Yıllarca kamuda ve akademide üst düzey görevlerde bulunmuş, daha altı ay önce aday olurken ilgili makamlardan temiz kağıdı almış, girdiği seçimlerde Esenyurtlu seçmenlerin büyük teveccühü ile göreve gelmiş bir bilim insanı, kanaat önderi ve siyasetçiye yapılan muamele haksız, iddialar ise temelsizdir. Bu yaşananlar son birkaç haftada yaşananlardan bağımsız değildir. Çirkin oyunu, büyük kumpası görüyoruz. Ne parçası oluruz, ne size teslim oluruz" diyerek kendisine sahip çıktı.

CHP'li İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu da kendi ısrarıyla DEM Parti ile yapılan "Kent uzlaşısı" kapsamında CHP'den aday gösterilerek Esenyurt Belediye Başkanı seçtirilen Ahmet Özer'in gözaltına alınmasına sosyal medya hesabından tepki göstererek, "Esenyurt Belediye Başkanımız Prof. Dr. Ahmet Özer, bu sabah gözaltına alındı. Süreci titizlikle takip ediyoruz. Devlette görev yapmış, üniversitelerde dekanlıktan rektör yardımcılığına kadar üst düzey çalışmalarda bulunmuş Sayın Özer, kıymetli bir bilim insanı ve yerel yöneticidir. Türkiye, siyasilere, bilim insanlarına karşı sabah ev baskınlarının yapıldığı ülke olmaktan çıkmalı" diye yazıp, soruşturma sürecini etkilemeye kalktı.

PKK ve siyasi uzantısı HDP, ondan sonra kurulan DEM Parti'ye yakınlığını herkesin bildiği Özer'in, 7 Ağustos 2014'te, Barzani'nin yayın organı Rudaw TV'de söylediği "Irak bölünürse, bağımsızlık ilanı daha meşru hale gelebilir. Ancak, Irak bölünmese de Kürtler'in devlet kurma hakkı vardır" şeklindeki sözleri herkes biliyor.

Prof. Dr. Ahmet Özer, pek çok yazı ve açıklamasında Türkçe ve Kürtçe iki dilli eğitimin gerekliliğinin altını çiziyordu.

"Anayasa'da Türk kavramı dayatılıyor" diyen Ahmet Özer, ilk dört madde ile 66. maddeyi ilgilendiren anayasal taleplerini CHP'nin düşünsel merkezlerinden Sosyal Demokrasi Vakfı'nın (SODEV) Dergisinde 14 Ocak 2015'te "Kürt sorunu bağlamında en acil çözmemiz gereken başlık, vatandaşlık meselesidir. 1982 darbe anayasası, vatandaş olan herkesi 'Türk' diye niteliyor. Türk kavramının açıkça bir ırkı tarif ettiğini ve diğer etnik gruplara dayatıldığını görüyoruz. Burada gereken, Mustafa Kemal Atatürk'ün 1921 Anayasası'nda kullandığı 'Türkiye halkı' veya 'Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır"