Küçük kızımız Narin Güran'ın cansız bedeninin bulunması, sonrasında aslında başka sıfatları hak eden ama kısaca "itirafçı" denilen şahsın kan donduran detaylı açıklamaları hepimizi derinden üzdü, yaraladı
Öyle büyük bir acı sardı ki Türkiye'yi, hemen her evde günlerce gözyaşı döküldü. İnsanlar minik Narin'i kendi yavrularıyla, torunlarıyla kıyaslayıp büyük acılar çektiler. Hala da çekiyorlar.
Yayın yasağının kalkmasıyla birlikte gazeteler, televizyonlar ve sosyal medya itiraflarla, iddialarla, yorumlarla çalkalanmaya başladı
Bu aşamada da pek çok kişi bu tür suçlar için idam cezasının geri getirilmesini gündeme getirdi.
Kadın ve çocuk cinayetleri, terör ve vatana ihanet gibi suçlara idam cezasının getirilebileceğini öne sürenler çoğaldı.
Bunun karşısında da idam cezasının geri getirilmesinin suçları azaltmayacağını belirterek idamın geri getirilemeyeceğini belirtenler de ortaya çıktı.
Ben de bu tür suçlar için idam cezasının geri getirilmesi gerektiğini savunanlardanım.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da daha önce çeşitli vesilelerle idam cezasının TBMM'den geçip önüne gelmesi halinde imzalayacağını açıkça söylemişti. Cumhurbaşkanımız da benimle aynı görüşte yani.
TBMM cenahındakiler topu yine taca atmazlarsa Cumhurbaşkanımızın sözünü yerine getireceğinden eminim
Ama herkesin meşrebi, görüşü farklı. Bağlılığı farklı. Önümüzdeki dönemde aylarca tartışılacak olan idamın geri getirilmesi meselesinde herkes kime, hangi meşrebe bağlıysa oranın nakaratını tekrarlayacaktır
Mesela AB'ciler şimdiden idam cezasının geri getirilemeyeceğini, çünkü Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne bu konuda taahhüdünün olduğunu karınlarından seslendirmeye başladılar.
PKK'nın kurucusu eli kanlı terörist Abdullah Öcalan'ın üzerinden AB ve ABD'ye verilen sözleri hatırlatmayı da ihmal etmiyorlar

158