ABD ve Çin'in "Al Tayvan'ı, ver İran'ı" pazarlığı!

Gördüğü muameleden etkilendiği gözlenen ABD Başkanı Trump, Xi'yi Eylül ayında Beyaz Saray'a davet etti. ABD Başkanı Trump görüşmelerin "çok başarılı" geçtiğini söylerken, Xi de ziyareti "tarihi ve dönüm noktası niteliğinde" olarak nitelendirdi. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi de Xi'nin sonbaharda Beyaz Saray'ı ziyaret edeceğini teyit etti.

Başkan Trump, Çin'den ayrıldıktan sonra Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, Çin'in 200 Boeing uçağı satın almayı kabul ettiğini ve ek olarak 750 uçak daha satın alma taahhüdünde bulunabileceğini söyledi. Boeing de anlaşmayı doğruladı.

ABD Başkanı ayrıca, Çin'in "milyarlarca dolarlık" soya fasulyesi satın alacağı için Amerikalı çiftçilerin ticaret anlaşmalarından memnun olacağını söyledi.

Boeing siparişleri kesinleşirse, bunun Pekin ve Washington arasındaki ticari gerilim nedeniyle dünyanın ikinci büyük havacılık pazarından büyük ölçüde dışlanan Boeing'in yaklaşık on yıldır yaptığı ilk büyük Çin anlaşması olacağı belirtiliyor. Bu nedenle anlaşma hayata geçerse iki devlet arasında önemli bir ticari bağ kurulmuş olacak.

Çin yönetimi de, ABD ile tarım ürünleri, yolcu uçağı alımı ve tarifeler konusunda ön anlaşmaya varıldığını duyurarak görüşmelerin verimli geçtiğini doğrulamış oldu.

Zaten ABD Başkanı Donald Trump, Çin ziyareti sonrası yaptığı açıklamada, müttefiki Tayvan'ı satarak iki süper gücün kapalı kapılar ardında İran ve Tayvan konusunda uzlaştığını ortaya koydu.

Çin dönüşü medyaya açıklamada bulunan Trump, "Çin çok büyük, çok güçlü bir ülke. Tayvan ise çok küçük bir ada. Düşünün; orası Çin'e sadece 59 mil uzaklıkta. Biz ise 9 bin 500 mil uzaktayız. Bu biraz zor bir problem. 9 bin 500 mil ötede savaş istemiyoruz" dedi.

ABD Başkanı, "Çinliler bu yerin, artık buraya 'yer' diyelim çünkü kimsenin nasıl tanımlayacağını bilmediği bir yer, bağımsız olmasını istemiyor" ifadelerini kullandı.

Trump, "Tayvan bizim çip endüstrimizi çaldı. Çünkü geçmişte ne yaptığını bilmeyen başkanlarımız vardı" diyerek Tayvan yönetimini Çin karşısında tek başına bıraktı. Diğer bir tabirle Uzakdoğu'daki en eski müttefiklerinden birini ayaküstü sattı.

Bu da ABD ve Çin liderlerinin, bir tür "Al takke, ver küllah" başka bir ifadeyle, "Al Tayvan'ı, ver İran'ı" pazarlığında uzlaştığını ortaya koyuyor.

Hatırlayacak olursak; 40 Gün savaşında İran, Çin'den gelen gelişmiş füze takviyesi ve uydu desteği sayesinde ABD'nin Körfez bölgesindeki üslerini adeta yerle bir etmiş, donanmasına büyük zarar vermişti.

Siyonist ABD'nin, bölge ülkelerini kuraklığa mahkûm etmek üzere askeri üslerde bulundurduğu gizli HAARP tesisleri de imha edilince mazlum coğrafyalar hasret kaldığı yağmura doymuştu. Hatta o yağmurlar hala devam ediyor.

İran, aynı Çin desteğiyle İsrail'i de füze yağmuruna çevirmiş, siyonist terör yönetimi beklemediği yıkım karşısında abandone olmuştu.