İnsanlık tarihine bakıldığında, yardımlaşmayı sadece bir ahlâkî tavsiye olmaktan çıkarıp hayatın merkezine yerleştiren en büyük medeniyet hiç şüphesiz İslâm medeniyetidir. İslâm'da yardım; reklamın, gösterişin ve siyasetin değil, kulluğun ve takvanın bir parçasıdır. Zekâtıyla, sadakasıyla, infakıyla, vakıf medeniyetiyle ve kardeşlik anlayışıyla asırlar boyunca milyonlarca mazlumun yarasını saran bu medeniyet, yardımlaşmayı bir medeniyet inşasının temel taşı hâline getirmiştir.
Kur'an ve Sünnet, yardımlaşmayı emreden, teşvik eden ve bunu imanın bir gereği sayan yüzlerce mesajla doludur. Ancak bu büyük mirasın hakkını verebilmek için sadece "yardım" kelimesini dillendirmek yetmez. Adaleti, emaneti, ihlası ve kardeşliği esas alan İslâmî ilkeleri de benimsemek gerekir. Bu fazilet ve erdemlerin kaynağı ise İslam'dır; İslam'ın temel esası olan Kur'an ve Sünnettir.
Allah (cc) şöyle buyurur:
· "İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın; günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın." (Mâide, 5/2)
· "Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir." (Âl-i İmran,3/92)
· "Mallarını gece ve gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükâfatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir." (Bakara,2/274)
· "Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler. (Yedirdikleri kimselere şöyle derler:) "Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz." (İnsan,76/8-9)
Resûlullah (sav) şöyle buyurur:
· "Ben ve yetime kol kanat geren kimse cennette böyle (yan yana) olacağız" buyurdu ve aralarını hafifçe açarak işaret parmağıyla orta parmağını gösterdi. (Buhari, Talâk, 25)
· "Size ancak zayıflarınız sebebiyle yardım ediliyor ve rızık veriliyor değil mi!" (Buhari, Cihad,76)
· "Merhametli olanlara Rahman merhamet eder. Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki, gökteki de (Allah) size merhamet etsin." (Tirmizî, Birr 16; Ebû Dâvûd, Edeb 58).
· "Kimin yanında iki kişilik yemek varsa üçüncü bir kişiyi, dört kişilik yiyeceği olan beşinci ya da altıncı kişiyi misafir etsin!" (Buhari, Mevakit, 41)
· "Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer." (Müslim, Birr, 66)
· "Kulların sabaha eriştiği her gün (yeryüzüne) iki melek iner. Bu iki melekten biri, 'Allah'ım, malını hayır yolunda harcayan kişiye (harcadığı malın yerine) yenisini ver.' der. Diğeri de, 'Allah'ım, malını (hayır yollarında harcamayarak) elinde tutan (cimrilik eden) kişinin malını telef et.'der." (Buhari, Zekat, 27)
Fakat tarih boyunca hak ile bâtılın mücadelesi hiç bitmemiştir. İyilik ve iyiliğin olduğu yerde, kötülük ve kötüler de var olmuş ve hep de olmaya devam edeceklerdir. Özellikle İyiliğin olduğu yerde onu istismar etmek isteyenler de çıkmıştır. Çünkü şeytanın en büyük maharetlerinden biri, en güzel kavramları bile kirletmeye çalışmaktır. Şu kısa ömrümüzde bunun birçok örneklerinin yaşayarak ve üzülerek gördük. Dolayısıyla yardımlaşma da bundan nasibini almıştır.
Kimi insanlar yardımı çıkar, menfaat veya makam elde etmek için kullanır. Kimileri şöhret kazanmanın aracı hâline getirir. Kimileri ise ideolojik hedeflerini "iyilik" perdesi arkasına gizlemeye çalışır. Böyle durumlarda toplumun en temiz duyguları istismar edilir; insanların merhameti, güveni ve cömertliği araçsallaştırılır.
Bu sebeple yardım faaliyetlerinde şeffaflık, hesap verebilirlik ve emanet bilinci vazgeçilmezdir. Kamuoyunda zaman zaman bazı yardım kuruluşları hakkında mali yönetim, bağışların kullanımı veya organizasyon yapılarıyla ilgili ciddi tartışmalar ve eleştiriler gündeme gelmektedir. Böyle durumlar yalnızca ilgili kurumları değil, toplumun yardım kültürüne duyduğu güveni de zedelemektedir. En son

31