Ramazan her saniyesi servetler değerinde bir fırsat ayı… Böyle düşünerek yaklaşırsak, ramazanımızı daha iyi nasıl değerlendirebiliriz onun hesabını yaparız. O halde böylesi değerli bir zamanı, boş hatta zararlı tartışmalarla heder etmek akıl karı değil… Buyurun size bazı tavsiyeler…
Orucu tüm organlarımızla tutalım ki oruç da bizi tutsun. Faydasız söz ve davranışlardan sakınalım ki orucumuzun sevabı zail olmasın.Resulullah (sav) şu hadislerini hatırlayalım: "Nice oruç tutanlar var ki, aç kalmaktan başka bir kazançları yoktur. Ve yine nice namaz kılanlar var ki, yorgunluktan başka namazından elde ettiği bir şey yoktur."(İbn Mace, Sıyam,21) Efendimiz (sav) in başka bir hadisi çok ağır ikazlar içerir: "mahşer günü nice insanların amelleri eskimiş paçavra gibi suratlarına fırlatılır." Allah (cc) muhafaza… Oruç gibi ecrini ancak Allah'ın (cc) bilebildiği bir ibadeti heder etmek büyük kayıptır. Şu halde oruçlarımızı sadece midemizi aç bırakmakla değil, gözümüz, kulağımız, elimiz, dilimiz, ayağımız hatta kalbimiz kısaca her organımızla tutalım. Kaldı ki tüm organlarımız bize rabbimizin birer emanetidir. Emanetleri sahibinin talimatları doğrultusunda kullanmasak, emanete hıyanet etmiş oluruz. Tabi ki bu durum ramazanla sınırlı değil, ancak ramazanda daha da dikkat gerekir…
Ramazan ayında namazlarımızı cemaatle ve camide kılalım. Mümkün olduğunca çocuklarımızı da yanımızda camiye götürelim ki camiye aşina olsunlar. Özellikle teravihe ailece gitmeyi ihmal etmeyelim. Teravih, kuşluk, evvabin ve teheccüt namazları üstünde daha dikkatli duralım. Sahura nasıl olsa kalkıyoruz teheccüde 15 dakika ayırırsak yeterlidir. Her abdestten sonra ve her camiye girişimizde iki rekât nafile kılmayı ihmal etmeyelim. Günlük Kur'an-ı kerim okumayı ihmal etmeyelim ve asgari üç hatim yapmaya çalışalım. Birisi meal olsun ve tefekkürle olsun. Birini de aile efradımızla beraber yapmaya çalışalım. Kaldı ki Kur'an okumalarımız, ramazanla sınırlı olmamalı… Ramazandan sonra da günlük Kur'anî virdimiz devam etmeli… Esasen bu güzelliklerin hepsini mümkün mertebe aile efradımızla paylaşalım. Çocuklarımızı daha küçük yaşta Kur'an, namaz, cami, ders, sohbet vb ibadetlere aşina yapmaya çalışalım. Resulullah (sav) tan me'sur olan günlük dua ve zikirlere önem verelim. Örneğin günde 100 İstiğfar, 100 kelime-i tevhid, 100 salavat, 100 sübhanellahi velhamdulillehi ve lê ilêhe illellâhu vellahu ekber gibi… Tercihen sabah-akşam me'surat okuyalım. Davetlere icabet edelim ve Biz de gücümüz oranında komşu ve akrabalarınızı iftara davet ederek sılayı rahmi ihya edip pekiştirelim. Akraba ve garibanların davetlerini ve davet edilmelerini yıldız otel davetlerine tercih edelim. Gücümüz oranında hayır ve hasenatta bulunalım. Bunda da akrabaya öncelik verelim. Davet ve tebliğe önem verelim ve yoğunlaştıralım. Şeytanların zincire vurulmuş olmasından dolayı bu ayda yapılan davet ve tebliğin etkisi çok daha fazla olacaktır. Sair zamanlarda aylarca üzerinde durum netice alamadığımız nice kimselere, ramazan ayındaki kısa ilgilenmeler belki de onların hidayetine vesile olacaktır. Nitekim nice insanların ramazan ayında hidayeti bulduklarına şahit olmaktayız. Camiye giderken komşu arkadaş ve akrabalarınızdan da birilerini davet edelim. Özellikle teravihlere ehlu-iyalimizi de mümkün mertebe beraberimizde götürelim. Oruç rehavetine kapılmadan ders ve sohbetlerimizi devam ettirelim. İbadetleri çoğaltalım ama derslere ara vermeden. Hilal tartışmasına girmeyelim. Zira bu hamur çok su götürür. Tamamen ilmî ve teknik bir konu olan hilal konusunda her yıl gereksiz hatta zararlı tartışmaların yaşanması manidardır. Siyasetle falan alakası olamayan bu konunun çözülmeyip tartışmalara malzeme olacak şekilde bırakılmasında kasıt var gibi… Böylece nice Müslümanlar birbirlerini kırabilmekte… ya da en azından günlerce devam eden tartışmalarla ramazanımızın her dakikası servetler değerinde olan nice saatlerimiz çalınmaktadır. Boş tartışmalarla geçen bu zamanlarda, acaba ne kadar Kur'an okuma, ne kadar dua ve zikir veya ne kadar ibadetten mahrum kalmaktayız.
17