Haccımız hac hacılarımız hacı ola

"Şeytan taşlamaktan Rahman'ı tesbih'e vakit bulamamak" diye bir tabir vardı...

Gündem o kadar çabuk değişiyor ki, arkasından ulaşana aşk olsun. Suriye, Mısır, kimyasal silahlar, müdahale muamması, Siyaset, ekonomi, Ergenekon vs. çeteler, dış düşmanlar, iç düşmanlar, terör, ABD, İsrail ve diğer batı ülkelerinin hile ve komploları vs. vs...

Tabi tüm bu curcuna içinde debelenirken nice hayatî önem arz eden konular, arada kaybolup gidiyor. Hatta bunlar "hayatî" olmaktan da öte bizim ebedi hayatımızı ilgilendiren konular. İşte şu günlerde hacılar kutsal yolculuklarına çoktan başlamış ve devam ederken biz hala bu abur cubur gündemler arsında debelenip duruyoruz. En iyisi gelin biz curcunadan kurtulup hac konusuna biraz kafa yoralım.

Bazı hacı kardeşlerim için hazırladığım aşağıdaki uyarı ve maddeleri, onlar, çoğaltıp her biri kendi kafilelerindeki arkadaşlarına dağıtmışlar ve bayağı faydalı olmuş. Bu yılki hacı kardeşlerimize de aynı tavsiyede bulunuyoruz.

Hacı adaylarından nicelerinin bu uyarılara çok ihtiyacı var. Bunları beraberce okuyup değerlendirecek vakitleri de var. Ancak bu konuda rehberlik yapacak aktif arkadaşlara ihtiyaç var. Özellikle bu işin farkında olan genç davetçilerin bunu yapması ve her birimizin de hac seferlerimizde, hacca gidiş ve dönüşlerde yapılan ziyaretlerimizde bu konuları ihtiyaç kadar gündemde tutmamız gerekiyor.

Allah (cc) a hamdolsun ki bizi nefsimiz ve şeytan la baş başa bırakmamış. Günlük hayatta bizi olumsuz etkileyen nice olaylarla tahrip olan ruh dünyamızı tamir edecek fırsatlar vermektedir. Ayrıca sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik olarak bizi geliştirip ufkumuzu açacak nice amellerle bizi takviye etmektedir.

Beş vakit namazla camide bir araya gelmek günlük buluşma, tanışma, dertleşme. Haftalık Cuma namazında haftalık konferans, yılda iki bayramda yıllık ve mahalli kongreler, yılda bir de uluslar arası yıllık kongrede buluşma. Dünyanın dört bir yanından ırkı, rengi, değişik konularda seviyeleri farklı farklı milyonlarca insanın bir araya gelmesi elbette büyük bir olaydır.

Ancak nice Müslümanlar, sair ibadetlerde olduğu gibi haccıda ruhuna uygun ifa etmeyince birçoğu için hac, turistik bir geziye dönüşmektedir. Allah (cc) ın bizim ibadetlerimize ihtiyacı yok, asıl bizim bu ibadetlere ve bu ibadetlerin bize vereceği ruh, şuur, enerji, heyecan, basiret feraset vs manevi gıdalara ihtiyacımız var

Özellikle hac gibi ömürde bir defa farz olan ve insanın, istese de her sene gidebilme şansı olmayan ve ayrıca sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik yönü de olan bir ibadetin büyük bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerekir. Derler ya "yiğit pir düşer, fırsat bir düşer."

Dünyanın dört bir yanından gelen hacılar, Haremeyn'deki her dakikayı ganimet bilerek değerlendirmeye çalışırken, Türkiyeli hacıların, çoğunun vakitlerini memleketlerindeki gibi geyik muhabbetiyle zayi etmeleri, bu büyük ibadetin şuurunda olmadıklarının delilidir. Elbette bu durumdan müstesna işin ruhuna varan kardeşlerimi tenzih ediyorum.

Konuyla ilgili bazı ayet ve hadisler

Allah (cc) şöyle buyuruyor: "Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke'de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ'be'dir. Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanınmazsa), şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir. (Kimseye muhtaç değildir, her şey O'na muhtaçtır.)" (Ali İmran 3/96,97)