Ey Kürtler!..

Yedi sülaleden Kürt olan bir kardeşiniz olarak sesleniyorum. Geliniz geçmişten ders alınız ki, geleceğe emin adımlarla yürüyebilesiniz. Hatta bi'set öncesine, yani Resûlullah'ın (sav) peygamberliği öncesinde insanlığın ne halde olduğuna bakınız. Cahiliye insanının sadece farklı ırklardan olanları değil, aynı ırktan olanlarında kendi aralarında sürgit devam eden kavgaları, düşmanlıkları ve kan davaları vardı. Zulüm ve zorbalık pik yapmıştı. Tüm insanlık bir kurtuluş reçetesi ve bir kurtarıcı bekliyordu…

İşte tam o anda Resûlullah (sav) bir güneş gibi doğdu. İnsanların yürekleri iman huzuruyla kaynaştı, kardeşlik şuuru ve ümmet ruhuyla bir ve beraber oldular. 72 millet veya çok daha fazlası vahyin potasında eriyip tek bir ümmet oldular. Başka bir deyimle kısacık bir zamanda eşkıya bir toplum, evliya bir topluma dönüşüverdi. İslam ve imanla aydınlanmadan önce cahiliye insanı birbirlerinin malına, canına, namusuna kast etmek için bahaneler arıyorlardı. Aynı çağımız cahiliyesi gibi… Ama vahyin öğretileriyle kardeş olan o insanlar, birbirleri uğrunda canlarını feda edecek duruma geldiler.

Şu halde sadece Kürtlerin değil, tüm insanlığın kurtuluşu sadece İslam'dadır. Huzur ve selamet, güven ve emniyet sadece İslam'ın adaletiyle mümkündür. Eğer dünyada izzet ve selamet, ukbâda ebedi saadet ve cennet istiyorsanız, gelin hep beraber İslam'da birleşelim. Türkistan'ıyla, Kürdistan'ıyla, Arabistan'ıyla, kısaca tüm milletler ve coğrafyalarıyla bir ve beraber olup hep biz ayağa kalkalım, hem de tüm dünyanın mazlumlarını da ayağa kaldıralım.

ABD ve Batı Kime Dost Oldu

Tarih, büyük güçlerin dostluk iddialarını değil; çıkarlarını kaydeder. Bugün Kürtlere "müttefiklik" vadeden ABD ve Batı/Haçlı Siyonist ittifakı, dün kime ne vaat ettiyse, yarın da onu inkâr edecek olanlardır. Soru açıktır: ABD Türklere dost mu oldu Araplara dost mu oldu Afrika'nın, Asya'nın, Latin Amerika'nın mazlum halklarına gerçekten dostluk mu gösterdi Bu saydığımız ülkelerin hangisi gerçekten özgür, müreffeh, huzurlu ve mutludur

Türklere bakınız. Osmanlı'nın tasfiyesi, Sevr ile parçalanma teşebbüsü, darbelerle dizayn edilen bir siyasal tarih, etnik ve mezhebi fay hatlarının sürekli kaşınması. Soğuk Savaş boyunca "stratejik müttefik" denilen Türkiye, her kritik dönemeçte yalnız bırakılmış, ambargolarla, muhtıralarla, örtülü operasyonlarla terbiye edilmeye çalışılmıştır. "Klasik" "modern" "post modern" darbelerin her türlüsü denenmiş ve halkların onlarca değil, yüzlerce yılları çalınmış heba edilmiştir.

Araplara bakınız. Birinci Dünya Savaşı'nda özgürlük vaadiyle ayaklandırılan Arap coğrafyası, savaş biter bitmez cetvelle çizilmiş sınırların içine hapsedildi. Sykes–Picot Anlaşması ile bir ümmet coğrafyası yapay devletçiklere bölündü. Afganistan, Mısır, Filistin, Irak, Suriye, Libya, Yemen ve daha niceleri… Her biri Batı müdahalelerinin ardından ya iç savaşa sürüklendi ya da kalıcı istikrarsızlığa mahkûm edildi. Bugün Arap dünyasının, hatta tüm İslam diyarının kanayan yaralarının çoğunda Batılı "çözümlerin" izi vardır.