Bir nefes gaflet

Düşman artık silah değil, ekranlardan ahlaksızlık bombalıyor; ama bir sigara kadar gafil olmak milyonlarca nesli yok etmek demek değil mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Kıbrıs gazisinden dinlediği bir anıyla başlayarak, her uyarının hayati önem taşıdığını vurgular. Günümüzün gerçek tehdidinin sıcak savaş değil, medya ve sosyal medya aracılığıyla yapılan 'soğuk savaş' olduğunu savunur ve bu bombardımana karşı dini-ahlaki çalışmaları savunma meydanı olarak görmektedir. Ancak tüm toplumu tek düşman vaatası altında birleştiren bu retorik, içsel çoğulculuğu ve farklı düşüncelere ne kadar tolerans sağlıyor?

6 Nisan 2026 günü rahmeti Rahmana vasıl olan Süleyman Ata hocam aynı zamanda Kıbrıs gazisiydi. Onun unutulmayacak birçok anıları vardı. İşte bir anısı da Kıbrıs savaşından anlattığı ve benim hiç unutamadığım ve yeri geldikçe ibret olarak anlattığım bir anıdır. Ama bu arada "anı" deyip geçemeyiz. Bazı anılar vardır ki, nesiller boyu ders alınacak kadar önemlidir. Merhum bizzat duyduğum kıssa kısaca şöyle:

"Rumlarla savaşımızda bir ara mesafe 300 metreye kadar düştü. İki taraf karşılıklı kazdığımız siperlerdeyiz. Gündüz gün boyu savaşıyoruz, gece olunca ateş kesiliyor ve her kez kendi mevziine çekiliyor. Komutanlar günü birlik çok sıkı uyarılarda bulunuyorlar; "Sakın ola gece karanlığında ve özellikle açık alanda lamba, fener, mum, ateş yakmayın, çakmak çakmayın, kibrit yakmayın ve sigara içmeyin. Gündüz de kamuflaj uygulamalarına dikkat edin, silah kasatura, ayna vb. parlayacak cisimleri açık bulundurmayın vb. uyarılar...

Bir gece yine gündüz savaşmış, gece olunca mevzilere çekilmiştik. Akşam yemeğinden sonra bir arkadaşımız oturduğu yerde sigarasını yaktı. Daha sonda düşman tarafına dönük vaziyette ayağa kalktı ve sigarasından derin bir nefes çekti. O anda bir silah sesi duyuldu ve arkadaşımız aramızda yere yığıldı. Baktık ki, tam alnının ortasından vurulmuşu. Oracıkta şehit oldu.

Hayatının baharında olan bizler gençliğin verdiği heyecanla komutanların uyarılarını uygulamakla birlikte çok da önemsemiyorduk. Ama bu olayı gözümüzle gördükten sonra, bu uyarıların hayati önemde olduğunu idrak edip gereğinde biz de birbirimizi uyarmaya başlamıştık. Bir arkadaşımız kamuflaja aykırı davrandığında veya açık hedef olacak bir hata yaptığında hemen en yakınındaki uyaramaya başlamıştık.

Kıssadan Hisseler:

Evet, savaşta olduğumuzdan bir nefes sigara kadar gafil olmak cana ve hatta nice canlara mal olabilir. Özellikle bir sigara nefesiyle düşmana hedef gösteren er, önemli bir yerde nöbetçiyse ne felaketlere sebep olabilir bir düşünün. Örneğin bir silah ve mühimmat deposu, bir akaryakıt istasyonu veya sınırda vatan nöbeti tutan bir er böyle bir hata sonucu şehit edilirse faturası o kadar ağır olur ki, bunu düşünmek bile istemeyiz.

İnsanlık var olalı hakla batılın kavgası hep vardır. Bu kavgada sıcak savaşın oranı % 5'ise, soğuk savaşın payı % 95 veya daha fazladır. Ümmeti yıkmanın ya da zayıflatıp duraklatmanın iki yolu vardır. Biri sıcak savaş, diğeri de soğuk savaş. Bu kısa ömrümüzde bunu her iki şekliyle bu kadar ayan beyan gördüğümüze göre, demek ki geçen asırlar da böyle geçmiş. Tabi son bir, bir buçuk asırdır ümmet çobansız kaldığından dolayı, aldığı darbeler çok daha etkili oluyor.

Son yıllarda kitle iletişim araçları ve teknolojinin geldiği nokta, soğuk savaşın etki ve tehlikesini binler kat katlamıştır. Dolayısıyla düşman artık maşa varken elini hiç tehlikeye uzatma riskine girmemektedir. Parmaklarıyla bir tuşa dokunmakla, dünyanın her yanına binerce TV kanalı ve milyonlarca internet siteleriyle, yüzlerce dilde, bomba ve füzelerden çok daha yıkıcı olan ahlaksızlıkları boca etmektedir.
Düşmanın soğuk savaş bombardımanları her yerde... Evde, okulda, çarşıda, sokakta, metroda otobüste, elimizde, cebimizde kısaca hayatımızın her zaman ve zeminini kuşatmış durumdadır. Genci yaşlısı, kadını erkeği, çoluğu çocuğu, üniversiteli genci, şehirdeki beyefendi ve hanfendiden, dağdaki çobana kadar, her kesim insan; fert fert soğuk savaş bombardımanına maruzdur artık. Bu bombardımandan kimse vareste değil.