Hükümet, önümüzdeki on yılı "Aile Yılı" ilan etti. Bunun temel gerekçelerinden biri, tüm dünyada olduğu gibi; ülkemizin de karşı karşıya bulunduğu nüfus azalması ve toplumun hızla yaşlanması tehlikesinin önüne geçmek. Bu önemli bir tespit. Çünkü nüfus meselesi yalnızca rakamlardan ibaret değildir. Nüfus; aile demektir, çocuk demektir, gelecek demektir. Genç nüfusunu kaybeden bir toplum, yalnızca bugününü değil, yarınını da kaybetme riskiyle karşı karşıyadır.
Ancak burada ciddi bir çelişkiyle karşı karşıyayız. Bir taraftan aileyi güçlendirmek için politikalar geliştirelim derken, diğer taraftan aile kurumunu zayıflatan uygulamaların devam etmesine göz yumamayız. Üstelik aileyi yıpratan unsurların etkisi, aileyi korumaya yönelik tedbirlerden çok daha etkin, hızlı ve derin olabiliyor. Her vesileyle vatan için "bir beka meselesi" olarak nitelendirdiğimiz aile ve nüfus konusu bu çelişkileri kaldırmaz.
Kadın istihdamı, Dul kadına maaş, ömür boyu nafaka, mal paylaşımı gibi sebepler bir yana... Aileye en yıkıcı dinamit zinanın yasallaştırılmasıdır. Evet, aile kurumunun temeline yönelen cinsel ilişkinin nikâh dışına taşınmasının toplumda normalleştirilmesidir. Zinanın suç olmaktan çıkarılması ve özel hayat diyerek her türlü ahlaksızlığın normalleşmesi, aileye dinamit olmaya devam etmektedir.
Kadın istihdamını icbar edercesine teşvik etme, kadını evin dışına çıkarıp piyasa kadını haline dönüştürmede bu kadar ısrar nedendir Bunun yerine erkeğin çalışma koşullarını iyileştirip kariyer yapan kadın yerine ümmet yapan kadını neden teşvik etmiyoruz.
Boşanıp Aileyi Yıkana Mükâfat Üstüne Mükâfat
· Dul kadına maaş diyerek; boşanıp aileyi yıkan kadına mükâfat vereceğimize neden ev hanımlarına maaş vermiyoruz Bu konuda bir diğer cinayet,
· Mal Paylaşımı uygulamasıyla bir ömür çalışıp mal ve sermaye edinen adamın malının yarısını kadına peşinen vadetmek, kadını boşanıp aileyi dağıtmaya teşvik etmektir.
· Kadına pozitif ayrımcılık vb. feminist uygulamalar da aileye dinamittir.
· Kadının Beyanı Esastır herhangi bir ihtilaf konusunda erkeği haklı da olsa haksız kabul etmek aileyi dağıtmaya zemin hazırlamaktır.
· Evden Uzaklaştırma kadın baba evine rahatlıkla sığınabilir. Ama erkek öyle değildir. Fıtrata aykırı bu uygulama da aileyi sarsan bir uygulamadır.
· Ömür boyu nafaka uygulaması da diğer bir mükâfattır. Boşanıp aileyi yıkan kadına daha nice mükâfatlar veriyoruz. Aileyi yıkan kadına bu mükâfatlar devam ettikçe, önümüzdeki on yılı değil, yüz yılı aile yılı ilan etseniz de çare değildir.
Özgürlük, Aileyi Yıkma Özgürlüğü Değildir
"Özgürlük" kavramı, insan hayatındaki bütün sınırların kaldırılması anlamına gelmez. Bir toplumda hangi davranışların hukuk tarafından korunacağı, hangilerinin ise kamu düzeni, çocukların korunması, aile yapısının devamlılığı ve toplumun genel ahlakı açısından sınırlandırılacağı her zaman tartışılmıştır. Bu nedenle "İki tarafın rızası varsa mesele bitmiştir" anlayışı, toplumsal sonuçları göz ardı eden eksik bir yaklaşımdır.
Zira iki yetişkinin rızasıyla gerçekleşen bir ilişkinin yalnızca taraflarını değil; çocukları, evlilik kurumunu, aile bağlarını ve uzun vadede toplumun demografik yapısını etkileyebilecek sonuçları olabilir. Rıza, yapılan fiilin bütün toplumsal sonuçlarını ortadan kaldırmaz.

27