Afrika: Ümmetin yetimi

Yetim... Bu kelimeyi duyduğumuzda gözümüzün önüne babasını kaybetmiş, korunmaya ve şefkate muhtaç bir çocuk gelir. İslam'da yetim, babası vefat etmiş çocuğa denir. Çünkü baba; güvenin, himayenin, desteğin ve geleceğin sembolüdür. Babasını kaybeden çocuk; şefkat ve merhametten mahrum, hayatın sert rüzgârları karşısında savunmasız kalır. Zira hiç kimse bir evladı anne ve babasının sevdiği gibi sevemez. Hiçbir yürek onu onların sarıldığı gibi bağrına basamaz. Hiçbir el onun başını onlar gibi okşayamaz.

Fakat yeryüzünde öyle yetimler vardır ki ne anneleri ölmüştür ne babaları... Buna rağmen kimsesizlerin en kimsesizidirler. Çünkü onları koruyup kollayacak, haklarını savunacak güçlü bir elden mahrumdurlar.

İşte Afrika tam da böyledir...

İşte Afrika, ümmetin yetimidir. Bugün Afrika'nın milyonlarca evladı annesiz ve babasız değildir. Ancak onların anne babaları da çaresizdir, onların aileleri de kuşatma altındadır, onların toplumları da uzun yıllardır sistematik bir sömürünün pençesinde yaşamaktadır.

Yaklaşık iki asırdır başta Afrika olmak üzere İslam coğrafyasının geniş bölgeleri Batılı sömürgeci güçlerin hedefi hâline gelmiştir. Bu güçler sadece toprakları işgal etmediler; sadece sınırları yeniden çizmediler; sadece yerüstü yeraltı kaynakları yağmalayıp talan etmekle kalmadılar...

· Onlar aynı zamanda milletlerin umutlarını çaldılar.

· Ufuklarını kararttılar.

· Hayallerini söndürdüler.

· İstikballerini ipotek altına aldılar.

· Misyonetlik faaliyetleriyle inançlarını yıktılar.

· Kültür emperyalizmiyle asimile ettiler.

· Ve derken milyonlarca insanı varlık içinde yokluğa mahkûm ettiler.

· İçilebilecek temiz suya, bir lokma ekmeğe muhtaç halde bıraktılar...

Oysa Afrika'nın çocukları bir zamanlar dünyanın en zengin medeniyetlerinden bazılarının mirasçılarıydı. Onlar kendi örfleriyle, kültürleriyle ve inançlarıyla yaşayan özgür toplumlardı. Ticaret yollarını yönetiyor, ilim üretiyor, insanlığa katkı sunuyorlardı.

· Ekmeklerini paylaşmayı biliyorlardı.

· Misafire ikram etmeyi biliyorlardı.

· İnsanca yaşamayı ve yaşatmayı biliyorlardı.

· Fakat vahşi sömürge düzeni bununla yetinmedi.

· Afrika'nın altınını aldı.

· Elmasını aldı.

· Petrolünü aldı.

· Uranyumunu aldı.

· Ormanlarını aldı.

· Nehirlerini aldı.

· Ama tüm bunlardan daha kötüs; Afrika'nın geleceğini aldı.

Bugün birçok Afrikalı çocuk açlıktan önce umutsuzlukla mücadele ediyor. Birçok genç işsizlikten önce fırsatsızlıkla savaşıyor. Birçok toplum fakirlikten önce sömürünün mirasıyla boğuşuyor. Bu yüzden Afrika'nın ihtiyacı;

· Sadece bir torba un değildir.

· Sadece bir kap yemek değildir.

· Sadece birkaç günlük yardım kolileri hiç değildir.

· Afrika'nın ihtiyacı ayağa kaldırılmaktır.

· Afrika'nın ihtiyacı eğitimdir, rehberliktir.

· Afrika'nın ihtiyacı üretimdir. Ama öncesinde üretecek bir eğitim, imkân ufuktur.

· Afrika'nın ihtiyacı kardeşliktir. Zira o "beyaz adam" denilen vahşi batıdan çok çekti.