CHP'ye yönelik "mutlak butlan kararı" Türkiye açısından zorlu demokrasi virajındaki açıyı daha da daralttı. Karar yetki/hukuki boyutun dışında bu sonucun çıkması peşine düşenler açısından da siyasi etik, ahlaki duruş noktasında son derece tarihi bir yanlış. Gelişme, YSK'nin görev sorumluluk alanından dışlanması, siyasi partilerin bağımsızlıkları, demokratik işleyişleri, çoğulcu demokrasi, seçmen iradesine saygı açısından kara bir leke. "Bu bir siyasi partinin kendi içindeki mücadelesidir; hukuki zemine taşınmış, bu çerçevede karar alınmıştır" türünden görüşlerin anlamsızlığı ise dün ülkenin kurucu partisinin genel merkezine yönelik görülmemiş bir polis baskınıyla bir kez daha ortaya çıktı. Nedeni için ülkenin bugün içinde bulunduğu demokratik, laik, hukuk devleti ilkesindeki aşınmalarla geldiği noktaya bakmak yeterli. Kayyımcılığa oynayan, kaybetmeyi kabullenemeyen, koltuk sevdasına dayalı, bunun için iktidarın yoluna gül döşemeyi dahi göze alan siyaset anlayışının, günümüzde iktidara yürümeyi hedefleyen bir parti için yararının ne olduğu, kime yarayacağı sorusunun yanıtı seçmen için önemli. Hele bir de iktidarın 19 Mart sürecinden bu yana İmamoğlu, ekibi başta olmak üzere CHP'ye yönelik ağır baskısı, operasyonlar, cezaevleri yolları düşünüldüğünde...
'CHP BİNADA KURULMADI'Dün CHP Genel Merkezi'ne yönelik ablukayı büyük bir üzüntü, iç sıkıntısıyla takip ederken seçilmiş genel başkan Özgür Özel'i aradım. Sesi günlerdir süren eylemler nedeniyle biraz yorgun, partilinin partiliye yaptığını düşünürsek üzgün ama aynı zamanda direnç ve umut doluydu. Genel merkeze Kılıçdaroğlu destekçisi bir grubun ve polisin girmeye çalıştığı sırada direnişini sürdüren Özel, çok büyük bir kötülük dalgasıyla karşı karşıya olduklarını söyledi. Özel, Kılıçdaroğlu cephesinin yaklaşımına atıfla, "Büyük bir hayal kırıklığı" ifadesini kullanarak "Ama bir yandan da mücadele için daha da güçleniyoruz, bileniyoruz, motive oluyoruz" diyerek yeni yol haritasını anlattı: "Direnmeye devam edeceğiz ama ben şöyle bir şeye de izin vermem. Gençlik kollarına karşı orantısız bir güç kullanılsın, polisle çatışılsın istemem; diğer yandan o mafyatik tiplemelerle, belinde silahı bıçağı olanla onları karşı karşıya getirmem. Binayı elimizden alabilirler, bu bir tenezzül meselesi. Biliyorsunuz; İstanbul'daki bina için de buna tenezzül ettiler. Devletin binlerce polisi geldiğinde yapacak bir şey yok ama Cumhuriyet Halk Partisi binada kurulmadı. Atatürk'ün karargâhı, genel merkezi savaş meydanlarıydı, çadırlardı. CHP'de ilk genel merkez Birinci Meclis'te bir odaydı. O yüzden bizim büyük binalara değil büyük yüreklere ihtiyacımız var ve etrafımızda da çok koca yürekli insan var. O yüzden öyle kayyıma, butlana falan bir şey bırakacak halimiz yok. Kararlıyız. Sonuçta şunu söyleyeyim; siyaseti yıllarca binalarda yapanlar gelsin binada otursunlar, biz partiyi buraya binada değil meydanlar, sokaklardan getirdik. Bize bir oda yeter, bize bir çadır yeter, bize milletimiz yeter."
'GELSİN YARIŞSIN'Kılıçdaroğlu'nun kurultay konusunda görüşmeler için görevlendirdiği iki kişinin de sabahın erken saatlerinde bina önüne gelen grupta olduklarını söyleyen Özel şunları aktardı: "Ben parti örgütünü iyi tanırım. CHP üyesi olanla olmayanı hemen anlarım. Bu grubun arkasındaki kitleye baktım, CHP'li yok. Bizde böyle tipler yok. Kim bunlar dedik, birinin sosyal medyasında

15