İçine kapanan siyaset toplumdan kopuştur

Mine Esen
Bugün
13

Toplumun neredeyse her kesiminden adalet çağrısı yükseliyor. Emeklisi, emekçisi, gelecek kurmaya çalışan genci gelir dağılımından eğitim ve istihdama, çevre/ doğanın korunmasından, şiddetle mücadeleye krizlerle dolu tabloya karşı tepkili. Adalet arayışı bunlarla da sınırlı değil. Yurttaş sandıkta yaptığı seçime saygı gösterilmemesinden de sıkıntılı. İktidarın operasyon, kayyım ya da transferlerle aldığı yerlerde yaptırdığı/yaptıracağı anketlerde bunu görmesi büyük olasılık. Kritik nokta ise iktidarın toplumdaki olası tepki/itiraza karşı nasıl bir tutum alacağında. Süreç ülkenin demokratik, laik, hukuk devleti ilkesinde rotanın ne olacağı açısından son derece önemli.

Basına yönelik baskılar da yaşanılan zorlu sürecin aynası. Gazetecilerin tutuklanması, Tele1 gibi bağımsız, muhalif görüşlü kanallara el koymalar, internet sitelerine, sosyal medya hesaplarına erişim engeli ve son olarak Halk TV yayınının kesilip kayyıma teslimi... Bu tür uygulamaların basın özgürlüğüyle, halkın haber alma hakkının korunmasıyla bağdaşmadığı ortada.

Fon skandalı derseniz; muhalefetin Meclis'te konuya ilişkin araştırma önergeleri iktidar cephesinin duvarını aşamıyor.

Muhalefete operasyon, kayyım, transfer... Bu üçlü "Kazanmak için her şey mubahtır" noktasında riskli, etik dışı bakışa sürüklenmenin özeti gibi. Asla sıradanlaşıp normalleştirilmemesi gereken bir üçlü! Bu yanlışın doğrusu ise belli; seçme-seçilme hakkı, sandık iradesine ve güçler ayrılığı ilkesine saygı.

RANTIN, PLANSIZLIĞIN ACI BEDELİ

Geçen hafta Marmara Bölgesi'nde etkili olan yağışlar can kayıplarına yol açtı. İstanbul'un kalbine hançer saplanan bölgelerde doğanın intikamına bir kez daha acı şekilde tanıklık ettik. Tüm uyarılara karşın dere kenarlarına yapılan konutların, su havzalarına dikilen beton kulelerin, yoksul mahallelerden lüks yerleşimlere dek pek çok bölgenin sel sularına, baskınlara teslim olmasını izledik. Yaklaşık son 80 yılın en ağır yağışlarından biri yaşandı doğru, iklim krizinin etkilerini görüyoruz, o da doğru. Ama tüm bunlar yaşanan trajediyi açıklamaya yetmez. Nüfus-yerleşim plansızlığının, çıkar/rantçı zihniyetin ağır bedelidir yaşanan. "Altı üstü altın" denerek yağmalanan o güzelim, kadim kentin dokusunu yitirir bir noktadayız. İktidarın İBB'ye yönelik operasyonlarla birlikte, merkezi/yerel yönetim işbirliğinden uzaklaşmanın yarattığı zararı görmesi, "Kanal İstanbul" ısrarından vazgeçmesi için daha ne olması gerekiyor...

İRAN'DAN 'MEKKE' ADIMI

İsrail ile birlikte ABD'nin İran baskısı sürerken gözler Yemen'deki İran destekli Husilerle-Suudi Arabistan ateş hattında. Türkiye'nin, Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması kritik bir dönemece işaret ediyor. Anlaşma hâlâ TBMM'ye getirilmedi, içeriğine ilişkin ayrıntılar pek bilinmiyor. Tartışmaların merkezinde Türkiye'nin çatışmanın içine çekilip çekilmeyeceği konusu da var. Geçen hafta bölgenin önemli aktörlerinden Mısır'dan Riyad'a destek mesajı geldi. Kimi yorumda ABD'nin bölgesel çıkarları açısından anlaşmayı desteklediği belirtiliyor. İran Cumhurbaşkanı