Gündem savıcılık!

Mine Esen
Bugün
12

Zor günler... Daha zorlarının kapıda olduğu hissini bastırmak giderek zorlaşıyor. Ekonomideki yangın sönmüyor. TÜRK-İş'in geçen aya ilişkin verileri, yüksek enflasyon ligi şampiyonluğuna doğru emin adımlarla gittiğimizi gösterdi. ABD'nin saraydan başkan ve eşini kaçırdığı Venezuela, ABD-İsrail saldırısının, nükleer faaliyetleri gerekçesiyle uluslararası yaptırımların kıskacındaki İran, iç savaşın yıkımlarıyla boğuşan Sudan'ın ardından enflasyon sıralamasında yıllık yüzde 32.61'le dördüncülüğe yükseldik. Normal koşullarda günlerce üzerinde tartışılacak, sandıkta ana belirleyici olacak kalın kalın altı çizili manşetlik gündem. Ama ülkenin siyasi gündeminde konuşup tartışmaya neredeyse pek yer bulamaz halde. Daha doğrusu yer verdirmemek için sürekli başka konular masaya sürülüp yurttaş oyalandırılıp duruyor.

CHP içinde yaşananları, iktidar cephesine altın tepside sunulan bir gündem savıcı olarak da okumak mümkün. Kılıçdaroğlu cephesi girdikleri yoldan dönmeme yönündeki tutumda ısrarlı. Bu kanada yakın kaynaklar, "arınma" diye bahsettikleri konuda İmamoğlu'nu hedef alıp parti içindeki etkisinin sıfırlanması görüşünü savunuyor. Peki o zaman bu, bir anlamda CHP'ye yönelik baskıları, operasyon ve cezaevleri süreçlerini, ülkede güçler ayrılığı ilkesindeki aşınmalar konusunu duymadım, görmedim, işitmedim demek değil mi Sandıkta kazananı dışlayarak iktidarın işine gelecek bir yol açmıyor musunuz sorularına ise "Parti ile belediyelere yönelik süreçler birbirinden bağımsız olmalı" türünde bir yorum getiriyor. Özel cephesinin kırmızı çizgi olarak sunduğu yaklaşık bir ay içinde bir kurultay yapılmalı çıkışına ise top yuvarlıyorlar. "Tabii bizim de istediğimiz hemen kurultay, kurultaysız parti olur mu hiç" derken "ama"lı cümle de peşi sıra ekleniyor: "Yargı kararı, tedbir nedeniyle kurultay şu an için istesek de mümkün değil. Yapsak bile geçersiz sayılır." Peki, taraflar anlaşırsa "İktidar cephesinin atabileceği baskılama stratejisi sonuçsuz kalmaz mı" yorumlarına ise mesafe koyuyorlar. Aynı kaynaklar, seçilmiş ve atanmışlık noktasındaki eleştirilerin zaman içinde dineceğini, diğer cephenin de "arındırılmışlar" hariç kendileriyle bir araya gelmesinin gerektiğini savunuyor, yeni parti kurma yönündeki tavrı yanlış bulduklarını söylüyor. CHP içinde bu gerilimin kimin işine yarayacağı, olası bir baskın seçimde bölünmüşlüğün taturasının sandığa nasıl yansıyacağı sorularına yanıt: "O vakte kadar her şey çözülür."

UNUTTURULUR MU...

Bununla, seçmenin yaşananlara yönelik tepkisini iyi okuyabildiklerini söylemek mümkün mü... Bu tartışmalı bakış açılarının nedenini önceki gün CHP'ye mutlak butlan kararı sonrası Kılıçdaroğlu cephesinin sözcüsü olan Müslim Sarı'nın gazetemize yaptığı açıklamaları ortaya koydu. İklim Öngel'e konuşan Sarı, kendi yönetimlerine yönelik tepkileri gördüklerini söylerken "Türkiye'nin toplumsal refleksleri açısından güçlü bir tepki. Ama her geçen gün kırılıyor, kırılacak" dedi. Kim bilir belki de bu tutumun arkasında trajikomik hale gelen kamuoyunun en ağırlıklı gündeme ilişkin ilgisinin yaklaşık 15 gün içinde sönümlenebileceği yönündeki inanıştır. Ancak tüm bu gerilimli süreçte Özel'in millet iradesi vurgusuyla seçim bölgerine yaptığı ziyaretler, yurttaşla bir araya gelmesi, kalabalıklar tarafından coşkuyla karşılanması sahada bu tepkinin devam ettiğinin göstergesi.