Venezuela devlet başkanı ve eşinin ABD tarafından kaçırılmasıyla "Yok artık" diyerek hâlâ şaşırabildiğimizi görüp şaşırdığımız yeni yıla merhaba demiş olduk. Anladık ki küresel kaos hali yakamızı bırakacak gibi değil. Gündem ise öyle hızlı akıyor ki bunu Venezuela'ya yönelik uluslararası hukuku yerle bir eden saldırının kaç gün gazete manşetlerinde kalabildiğinden de anlamak mümkün...
Sınırlarımızın yakınında, Suriye ve İran'da yaşanan gelişmeleri de geçen hafta "Bölge kaynıyor" manşetiyle verdik. Venezuela, Grönland, Ukrayna, Rusya, Transatlantik gerilimini de bu tabloya koyarsak aslında başlık "Dünya kaynıyor" olsa gerek. Tüm krizlerin kendi iç dinamikleri olsa da kuşkusuz birbirleriyle bir şekilde iç içe. Karışıklık çıkarılan ülkelere bakıldığında kaşıyanların arkasında küresel hegemonyanın çıkarları, vahşi kapitalist çarkın yeni "besin" kaynağı arayışı da gözüküyor.
İran'da ağır ekonomik krize karşı başlayıp rejim karşıtı kitlesel protestolara dönüşen eylemlerde can kayıpları artıyor. Trump, fırsat bu fırsat diyerek "Müdahale edebiliriz" tehdidini yineliyor. Gazze'yi ölümcül saldırılarla yerle bir eden İsrail yönetiminin, "Trump müdahaleye onay verse" diye eşikte fırsat beklediği söylenebilir.
Suriye derseniz, Halep'te yaşananları cihatçı Şara yönetimi ya da terör örgütü YPG'nin ana bileşenini oluşturduğu SDG açısından tümüyle bir zafer ya da yenilgi diye okumak da doğru değil. ünkü çatışmaların hemen öncesinde sahanın ana oyuncularından biri haline gelen, ABD gibi SDG'nin başlıca destekçisi Tel Aviv ile Şam ve Washington'ın Paris'te bir araya geldiklerini, ekonomik ilişkilerden istihbarat paylaşımına bazı konularda iletişim mekanizması için uzlaşı sinyali verdiklerini hatırlamak gerek. Halep taraflar için masada herkesin kendi tabanına "Bunu verdik ama bunu aldık" diyerek kazandık propagandasının bir aracı olarak da görülebilir. Ne yazık ki her çatışmada olduğu gibi ağır bedeli ödeyen yine siviller... SDG'nin tümüyle Fırat'ın doğusuna çekilmesi gerçekleşirse gözler Türkiye'nin vereceği tepkiyle birlikte özellikle tartışmalı İmralı süreci düşünüldüğünde, terör örgütünün Kandil, SDG hattındaki denklemine de çevriliyor.
'SÜRGÜN' ADRESLERİ...Şu anda Suriye'nin bütüncül, tek bir yönetim şemsiyesi altında olacağını düşünmek zor. Irak'ın işgali, Libya, Yemen'de yaşananlar düşünüldüğünde Suriye için de bölünme senaryoları sürüyor. İşin dikkat çeken yanı Suriye'de masa kurulmaya çalışılırken İran'daki istikrarsızlığın bölgesel domino taşı etkisi yaratabileceği kaygısının artması.
Egemen her ülkenin millet iradesiyle geleceğini belirleme hakkı kendine aittir, dışarıdan müdahalelerin nelere yol açtığı Ortadoğu ve Güney Amerika örneklerinden yola çıkarsak ortada. İran'da şah yönetimi düştüğünde yerine molla ihraç edenlerin kim olduğunu hatırlamak gerek. Humeyni Paris'teki sürgünden Tahran'a dönmüştü. Devrik şah ve ailesinin son sürgün rotası ise ABD oldu. Şimdi o dönemde babası devrilen oğul

5