İktidar cephesinin başkanlık yönetim sisteminde revizyona gidebileceği yönündeki kulis haberleri peş peşe geliyor. Tartışmaların fitilini ateşleyen ise "İmralı açılımı" gibi, iktidarın kritik adımlarını ilk duyuran Cumhur ortağı MHP'nin lideri Bahçeli'nin açıklaması. "erçeve yasa", yeni anayasa planları gibi tartışmalı başlıklar sürerken Bahçeli, "Siyasi partiler ve seçim sisteminin yeniden düzenlenmesi gerekmektedir" çıkışı yaptı.
Görünen o ki kendilerinin getirdiği başkanlık modelinde önümüzdeki seçimlerde 50+1 alma olasılığını düşük gören iktidar, kamuoyunu yeni planları için yokluyor. Bildiğimiz parlamenter sisteme mi dönülecek derseniz; verilen demeçlerden, ortaya atılan iddialardan anlaşılan tam o da değil. "Bize özgü" başkanlıktan "bize özgü" parlamenterimsi bir modele geçiş olasılıklardan gibi. Muhabir arkadaşımız Merve Kılıç'ın geçen hafta aktardığı kulis haberine göre, iktidar kendi ittifaklarını etkilemeyecek ancak muhalefetin küçük partilerle ittifak kurmasını zorlaştıracak ortak listeler için yeni kurallar getiren düzenlemeler üzerinde çalışıyor. Ayrıca yeni anayasa planları çerçevesinde de sistemdeki tıkanmayı aşmak için milletvekillerine kabinede daha fazla alan açmak, müsteşarlığı geri getirmek de düşünülüyor. Bu planlamaların odağında ise Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeniden adaylığı için anayasal düzenlemenin olduğu savunuluyor.
Tartışmalı İmralı süreci ve "çerçeve yasa" konusunda kendi seçmeni dahil istediği gibi kamuoyu desteğini arkasına alamayan iktidar, ekonomik krizin ağırlığıyla da sandıkta işlerin zor olduğunu görüyor.
'MIŞ'ASINA DEMOKRASİ OLMAZGelecek yıl baskın seçimin olabileceğine yönelik kimi yorumlar gündemdeyken muhalefeti bölme, operasyon dalgalarıyla baskılama stratejisinin ardından şimdi de sistem değişikliği manevrası masada. Kuşkusuz her ülkenin kendine göre bir modeli olur. Ama bizim modelimizin, ülkenin kurucu değerleriyle, demokratik, laik, hukuk devleti ilkeleriyle, toplumsal uzlaşıyla çerçevelenmesi gerekir. "Bize özgü" modelde "bizim" kim olduğumuz noktasında yanıt ülkenin geleceği, ulusal çıkarları için hayati önemdedir.
Muhalefetin, konunun uzmanlarının tüm uyarılarına karşın "tek adam" yönetim modeline geçişle birlikte yaşanan sıkıntıları iktidar geç de olsa anlamışsa bu da iyidir denebilir. Sonuçta hatadan dönmek doğru bir yaklaşımdır. Ama hedef sadece sonsuz iktidar arayışıyla demokrasiyi "mış"çasına bir hale getirecek siyasi mühendislik arayışlarıysa bunun ülkemize faturası yine ağır olacaktır.

14