Umutlu olmanın giderek zorlaştığı bir dönemdeyiz. Ama umutsuzluk çıkmaz bir yol. Umut ve direncin en derin çıkmazlardan aydınlıklara ulaştırdığını bilen, bunun destansı tarihini yazan bir ulusuz. Büyük önder Atatürk liderliğinde kurulan Cumhuriyetimizin bu hafta 103. yıldönümünü coşkuyla kutlamaya hazırlanıyoruz, içinde bulunduğumuz tüm krizlere karşın umudumuzu, mücadele ruhumuzu yitirmemek en büyük sorumluluğumuz.
Emperyalist işgalden kurtuluş ve kuruluşa uzanan, ümmetten ulus bilincine yönünü çeviren, kulluktan yurttaşlığa geçen, demokratik, laik, hukuk devleti ilkesini benimseyen, devrimlerin kalesi Cumhuriyetin ana damarında "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" vurgusu var. Ancak aradan geçen 103 yıl sonra bir kez daha millet iradesine saygı tartışmaların merkezinde. İktidarın muhalefete, basına yönelik baskıları, operasyonlar, gözaltı, tutuklamalar, kayyım, transferler derken neredeyse sandığın anlamı sorgulanır hale gelmiş durumda. İktidar cephesinin yandaş yankısına kendisini sınırladığı, muhalefete, eleştirilere kulak tıkadığı bir politikanın ülkenin demokratik işleyişi açısından yarattığı erozyonu görmesi gerekiyor. Toplumun ekonomideki yangından kutuplaşmış siyasete, yolsuzluk/yozluktan iktidara yakın isimlerin de karıştığı fon vurgununa uzanan pek çok kriz başlığına tepkisinin, sorularına yanıt beklemesinin yok sayılamayacağı ortada.
HABER ALMA HAKKINA ÖZGÜRLÜK!Kuşkusuz basın da bu noktada kritik önemde, halkın haber alma hakkının merkezinde. Özgür basının sesini kısmaya çalışmak, gazetecileri hapse atmak, medya kurumlarına kayyım atamak, sitelere, haberlere engel getirmek gibi uygulamalar demokrasiyle bağdaşmaz. Geçtiğimiz cumartesi günü basın emekçileri olarak ülkenin farklı kentlerinde alanlardaydık. ok sayıda yurttaşın da haber alma hakkının korunması için destek verdiği eylemlerde Merdan Yanardağ, Murat Ağırel, İsmail Arı'nın da aralarında olduğu meslektaşlarımız için "Özgürlük hemen şimdi" dedik ve her zaman olduğu gibi yine altını çizdik: Gazetecilik suç değildir!
MAVİ VATAN...Libya Temsilciler Meclisi'nin, Türkiye ile Libya arasında 2019'da imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırasını onaylaması geçen haftanın önemli gelişmelerindendi. Libya adımı, Ankara'nın Doğu Akdeniz'de geçmişte kendini dışlattığı yanlış politikaların ardından olumlu bir gelişme. Uzunca süredir Yunanistan, İsrail, GKRY, Mısır, Ürdün hattında Akdeniz'deki jeopolitik/ enerji mücadele denkleminde Türkiye ve KKTC'yi izole etme çabalarına karşı önemli bir kazanım olabilir. Mavi Vatan doktrini açısından kritik bu adımla Türkiye'nin Akdeniz'deki enerji projelerine yönelik müzakere gücünü artırma olasılığı da var. Ancak yine de temkinli olmak gerek. Anlaşmaya, üyeleri Yunanistan, GKRY'ye kalkan olarak AB'den sert tepki gündeme yansıdı. AB'nin yaptırım olasılığı gibi Libya'daki siyasi bölünmüşlükten ötürü anlaşmanın kırılganlığı akıllardan çıkmamalı.

12