2026 yazına yaz dizileri açısından bereketli başladığımızı söyleyebiliriz. Ama benim en çok ilgimi çeken ve sosyal medyada sıklıkla konuşulduğunu gördüğüm için izleme gereği duyduğum tek bir dizi oldu: Daha 17.
Pastel Film imzalı dizinin yönetmenliğini Emre Kabakuşak üstleniyor. Senaryosunu ise Gökhan Korkusuz ve Redife Zerener ikilisi yazıyor. Oyuncu kadrosu da aslında sosyal medyayı en çok meşgul eden konulardan biriydi. Dizide ismini duyduğumuz, bir sürü projesini izlediğimiz Neslihan Cavadzade, Armağan Oğuz ve Dilara Aksüyek gibi isimlerin olmasının yanı sıra asıl kadro genç isimlerden, yeni oyunculardan, taze kanlardan oluşuyor. Çağan Efe Ak, Ceren Ayruk, Ata Yaşat ve Helin Elveren dörtlüsünün başrol olduğu bu dizinin bu kadar çok izlenmesi, konuşulması ve sezonun en iyilerinden biri haline gelmesi insanlar arasında şu soruyu tekrar popüler hale getirdi: Bir dizinin izlenmesi için gerçekten başrollerin çok tanınan isimler olmasına gerek var mı Sırf hayran kitlesi tarafından 'izlenme getirir' beklentisiyle yollarına bölüm başı milyonlar dökülen oyuncular için kötü haber: Hayır, gerek yok.
SADECE TESADÜF MÜ
Bir dizinin popüler olması ve sezonu sallaması için gerekenler listesine geçmeden önce bambaşka bir konuya dikkatinizi çekmek isterim. Daha 17'nin ilk bölümün ardından Çağan Efe Ak'ın başarılı performansını herkes konuştu. Aynı zamanda Çağatay Ulusoy'un gençliğine ne kadar benzediğini, onu ne kadar andırdığını da birçok insanın dile getirdiğini gördüm. Evet, Çağan, Çağatay'ın gençliğine çok benziyor ve oyunculuk kariyerinde Çağatay'ın varisi olacak taze kan da olabilir. Bu başka bir konu. Benim değineceğim konu biraz daha farklı.
Sizi tam 10 yıl öncesine götürüyorum ve 2016 yılında yayınlanan İçerde dizisini hatırlatmak istiyorum. Çağatay Ulusoy ve Aras Bulut İğnemli'nin başrollerini paylaştığı bu dizide de iki kardeşin birbirinden ayırılması ve kavuşma serüvenleri işleniyordu.
İki dizi arasındaki benzerliği hiç fark etmiş miydiniz
İçerde dizisinde Sarp küçük yaşta kardeşi Mert'in kaçırılmasına şahit oluyordu ve çok çalışıp polis olup kardeşi Mert'in izini sürmeye çalışıyordu. Mert ise daha zor şartlar altında, işkenceler görerek büyüyen ve başka birine baba diyerek onun ailesini benimseyen, bu adamın suçlarına yaverlik eden bir karakterdi. Daha 17'de de Sarp da kardeşinden bir kaza sebebiyle ayrılıyor ve o günden sonra hayatını onu aramaya adıyor. Teoman küçücük yaşında şiddet görüyor, ailesinden zorla koparılıyor ve gördüğü işkenceler yüzünden ailesini bile unutuyor. Tıpkı Mert gibi..
İlk iki bölüm ardından Daha 17 bana İçerde dizisindeki kardeşlerin süreçlerini anımsattı. Kardeşlerden birinin masum, iyi rolünü üstlenirken diğerinin acımasız, zor şartlar altında, sevgiye ve ilgiye muhtaç bir karakteri benimsemiş olması da gözümden kaçmadı.
Teoman ve Mert / Aras ve Sarp, ağabey-kardeş olmalarının dışında karakter olarak da neredeyse tıpatıp aynılar. On yıl önce Sarp'ın kardeşine olan bağlılığını İzlerken duyduğumuz hislerin aynısını bugün Aras'ın kardeşine duyduğu özlem ve bağlılığı izlerken hissediyoruz.

25